acı
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe *āçığ (*āçığ, “(1. acı tad, 2. ağrı, sancı)”), *āçı- (*āçı-, “acımak”).
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]acı (belirtme hâli acıyı, çoğulu acılar)
- (fizyoloji) Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu.
- zıt anlamlısı: tatlı
Acıyı sever.
- (duygular) Bir dış etkenin vücudun herhangi bir yerinde meydana getirdiği ezilme, yırtılma, sıkıştırılma vb. sebeplerle meydana gelen rahatsızlık hissi:
Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi. — Peyami Safa
- (mecaz, duygular) Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü.
- eş anlamlısı: yara
İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir. — Yusuf Ziya Ortaç
Çekimleme
[düzenle]Ön ad
[düzenle]acı

- Tadı acı olan.
- eş anlamlısı: biberli
- Acı kahvesini yudumluyordu.
- (renkler) Çarpıcı, göz alıcı renk.
- (mecaz) Keskin, şiddetli olan.
- "Acı poyraz kuvvetle esiyordu." - Orhan Kemal
- Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü olan.
- Bunu söylemek çok acı bir şey ama hayatta belki de toplum bize hayallerimizle kapasitelerimiz arasında bir ilişki kurmayı öğretmedi.— 1998, Orhan Pamuk, “Orhan Pamuk Anlatıyor”, Öküz, 44. sayı, s. 14
Deyimler
[düzenle]acı görmek, acılar görmek, acı acıyı keser, su sancıyı, acı çekmek, acı duymak, acı gelmek, acı kılmak, acı patlıcanı kırağı çalmaz, acısı çıkmak, acısı içine çökmek, acısı içine işlemek, acısı yüreğine çökmek, acısı yüreğine işlemek, acısına dayanamamak, birinin acısını almak, acısını almak, acısını bağrına basmak, acısını bağrına gömmek, acısını içine basmak, acısını içine gömmek, acısını çekmek, acısını çıkarmak, acısını görmek, acısı ortaya çıkmak, acı söylemek, acı vermek
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]acı acı, acı ağaç, acı badem, acı bakla, acı bal, acı balık, acı ceviz, acı çiğdem, acı çürüklük, acı dülek, acı elma, acı fren, acı gerçek, acı haber, acı hıyar, acıkara, acı karpuz, acı kavak, acı kavun, acı kök, acı kuvvet, acı marul, acı meyan, acı ot, acı pelin, acı sakız, acı söz, acı su, acı tatlı, acı yavşan, acı yeşil, acı yonca, can acısı, ciğer acısı, evlat acısı, iç acısı, içler acısı, kalp acısı, kuyruk acısı, yürek acısı, yürekler acısı
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]
Azerice
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: a‧cı
Ad
[düzenle]acı
Atasözleri
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]- Acı acıyı keser, su sancıyı
- Acı patlıcanı kırağı çalmaz
- Buğday yanında acı at da sulanır
- Dost acı söyler
- Hamı tatlı, yetkini acı
Ön ad
[düzenle]acı
Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe achy (achy)
Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: a‧cı
Ad
[düzenle]acı
Ön ad
[düzenle]acı
- Haftanın sözcüğü
- Eski Türkçe kökenli Türkçe sözcükler
- Türkçe IPA okunuşu olan sözcükler
- Türkçe 2 heceli sözcükler
- Türkçe sözcükler
- Türkçe adlar
- Türkçede fizyoloji
- Türkçede duygular
- Türkçe ön adlar
- Türkçede renkler
- Türkçe mecmuadan tanıklıklar
- Azerice 2 heceli sözcükler
- Azerice sözcükler
- Azerice adlar
- Azerice ön adlar
- Eski Türkçe kökenli Gagavuzca sözcükler
- Gagavuzca 2 heceli sözcükler
- Gagavuzca sözcükler
- Gagavuzca adlar
- Gagavuzca ön adlar