binmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: bin‧mek
Yazılışlar
[düzenle]Eylem
[düzenle]binmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi biner)



- Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak
- Belki de atlara binerek dolaşırız. - R. H. Karay
- bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. taşıtta yer almak
- Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz. - O. S. Orhon
- bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak
- bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak
- Damar damara binmiş.
- (ekonomi) fiyat artmak
- Pamuklulara yüzde on bindi.
- eklenmek, katılmak
- Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta. - Y. Z. Ortaç
- (argo, cinsellik, hayvanlar) çiftleşmek
- Çiftleşeceği zaman ekstra bir çaba sarf etmeden dişisine yanaşan, tenasül uzvunu biraz kokladıktan, etrafında biraz gezindikten sonra sulanan dişisine binen erkekleri.— 2025, Tevfik Can KÜÇÜKŞAHİN, “Risperdal”, Sözcükler, 115. sayı, s. 64
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]attan inip eşeğe binmek, dalına binmek imamın kayığına binmek, küplere binmek, tepesine binmek