İçeriğe atla

Türk Kurtuluş Savaşı

Vikipedi, özgür ansiklopedi
Türk Kurtuluş Savaşı
İki savaş arası dönem ve 1917-23 Devrimleri

Yukarıdan aşağıya soldan sağa: Millî Mücadele'nin amaçlarını saptamak için Sivas Kongresi'nde toplanan Heyet-i Temsiliye; savaşta cepheye mermi taşıyan Türk halkı; Ankara Ulus Meydanı'nda savaşa katılacak son birliklerin cepheye uğurlanışı; Kuvâ-yi Milliye'ye bağlı piyadeler; Türk ordusunun İzmir'e girişi; düşman peşindeki Türk süvarileri.
Tarih31 Ekim 1918 (fiilen)[1][2]/19 Mayıs 1919 (sembolik) — 11 Ekim 1922 (ateşkes), 24 Temmuz 1923 (4 yıl, 8 ay, 3 hafta ve 3 gün)[a]
Bölge
Sonuç

Kesin Türk zaferi[10]

Coğrafi
Değişiklikler
Taraflar

Anadolu Hareketi:[Not 1]
Ankara Hükûmeti (1920-1923)
Heyet-i Temsiliye (1919-1920)


Maddi Destek:

Müttefik Devletler:
Yunanistan Krallığı Yunanistan

Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti Ermenistan (1920)
Amerika Birleşik Devletleri ABD (deniz harekâtı, 1922)[Not 2][35]


Osmanlı İmparatorluğu İstanbul Hükûmeti

Destek:


Ayrılıkçı isyancılar:[37][38][39][40]


Gürcistan (Türk ve Sovyet işgali, 1921)
Komutanlar ve liderler
Güçler
: Mayıs 1919: ~35.000 asker ve milis[43]
Kasım 1920: 86.516 (düzenli ordunun kuruluşu)[Not 3]
Ağustos 1922: 271.000[45][Not 4]
Yunanistan Krallığı: Mayıs 1919: 20.000[46]
Nisan 1920: 90.000[44]
Haziran 1921: 200.000[47]
1922: 225.000-250.000[48][49][50]
: 60.000[51][52]/70,000[25] 80.000[53]
: Anadolu'da 40.000,[54] İstanbul'da ~28.000,[55] El-Cezire Cephesi'nde 20.000-30.000[d] (Başlangıçta)[56][Not 5]
İtalya Krallığı: 17.900[54][Not 6]
Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti: 10.050[44][67] Güney Cephesi'nde, 20.000[68] 40.000[69]
Doğu Cephesi'nde
Osmanlı İmparatorluğu İstanbul Hükûmeti yanlısı iç isyancılar: 60.000+[44][70][71]
Osmanlı İmparatorluğu Kuvâ-yi İnzibâtiye: 7.000[72]
: 25.000[73]
Toplam: 524.000-568.000
Kayıplar

37.975 ölü[74][Not 7]
31.173 yaralı[74]
22.000 askerî ve sivil esir[75][76][Not 8]
48.000'den fazla asker firari[77]
Toplam: 139.148
Yunanistan Krallığı Toplam 48.095 ölü ve kayboldu[78] 48.880 yaralı, 10.000 esir[79]
Başka kaynaklara göre: 120.000-130.000[80] ya da 200.000[81][82][83]
8.000[84]-10.000[85] ölü ve kayboldu
Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti 1.100+ ölü,[86] 3.000+ esir[87]
500+ ölü
532 esir (sadece Koçgiri Ayaklanması)[88]
Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı 136+'dan fazla (Elcezire Cephesi'nde)[e]
Osmanlı İmparatorluğu 4.508+'den fazla (sadece Anzavur Ayaklanması)[kaynak belirtilmeli]
Yalnız Batı Cephesi'nde 640.000 Türk sivil öldürüldü.[93][94][95]
264.000 Yunan sivil öldürüldü.[96][şüpheli ]
60.000 ila 98.000 Ermeni sivil öldürüldü.[97]
30.000'den fazla bina ve 250'den fazla köy Yunan ordusu ve Rum/Ermeni isyancılar tarafından yakıldı.[98][99][100][101][102][103]

Türk Kurtuluş Savaşı (Osmanlıca: قورتولوش صواشى, romanize: Kurtuluş Savaşı),[f] I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun İtilaf Devletleri'nce işgali sonucunda Mîsâk-ı Millî sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için 1919-1922 yılları arasında gerçekleştirilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadeledir. Batı Anadolu'da İtilaf Devletleri'nin harekete geçirdikleri Yunan ordusuna; güneyde Fransız ordusuna; doğuda Ermenistan'ın kuvvetlerine; İstanbul rejimine sadık milislere, feodal güçlere ve ayrılıkçılara karşı savaşılmıştır. Bu mücadelenin Batı Cephesi Yunan millî belleğine "Küçük Asya Felaketi" adıyla kazınmıştır.[104] Savaş sırasında Yunan ve Ermeni kuvvetleri, bir etnik temizlik harekâtı olarak, Türk halkına karşı katliamlar, yağmalar ve tecavüzler gerçekleştirmiştir.[105][106][107][108] Savaş, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlanmıştır.

Yunan ordusu, Megali İdea düşüncesiyle eski Yunan topraklarını birleştirmek ve ayrıca İtalyanların bölgeyi işgal etmesini önlemek amacıyla 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıktı.[109] Bunun üzerine Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan hoşnut olmayan ve ülkeyi kurtarmanın yollarını arayan Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı ve yurt çapında topyekûn bir direniş gerçekleştirmek için işe girişti.[110][111] Bu tarihte Çanakkale ve İstanbul Boğazları ve Trakya İtilaf devletlerinin; Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz'deki Mersin, Adana, Maraş, Antep ve Urfa Fransız; Antalya ve Muğla İtalyan işgali altındaydı. Ermeniler bir yandan Doğu Anadolu'yu işgal ederken bir yandan da güneydoğudaki Fransız birlikleriyle işbirliği yapmaktaydı. Benzer bir şekilde Eskişehir, Kütahya, Amasya gibi kentlerde İngiliz askerleri bulunmaktaydı. İngiliz kabinesi ise, İmparatorluğunun önemli bir kısmı Müslüman kitleden oluştuğu için, Türkiye'nin parçalanmasının Müslüman coğrafyasında uyandıracağı huzursuzluğu göz önünde bulundurarak, Anadolu'nun parçalanmasını engellemek ve İtalya ile Fransa'yı bölgeden uzaklaştırmak amacıyla, Lord Curzon'un önerisi üzerine, 19 Mayıs 1919'da Anadolu ve Boğazlar boyunca bölge üzerinde ABD mandası teklif edilmesine karar verdi. ABD'nin bu öneriyi değerlendirme süreci sebebiyle barış müzakereleri Şubat 1920'ye kadar ertelendi. Bu dönemde Mustafa Kemal kongreler düzenleyerek halkı savaşa manen hazırlamakla ve askerî direnişi örgütlemekle uğraştı. Mustafa Kemal önce halktan oluşturulan silahlı müfrezelerle işgali yavaşlatmayı ve böylelikle kazanılan zamanla düzenli ordunun kurulmasını planlamıştı. Kuvâ-yi Milliye ile yapılan gerilla savaşı tekniği güneyde Fransızlara karşı başarılı olmuştu. Doğu Cephesi'nde ise Kazım Karabekir komutası altındaki 15. Kolordu Ermeni birliklerine karşı başarı gösteriyordu. Böylelikle Kazım Karabekir komutasındaki ordu Sarıkamış, Kars ve Gümrü'yü ele geçirdi ve 3 Aralık 1920'de Gümrü Antlaşması imzalandı. Batı Cephesi'nde ise Kuvâ-yi Milliye birlikleri Yunanları yenebilecek kabiliyette olmasa da onları oyalamaktaydı.

22 Haziran 1920 tarihinde Yunanların Gediz taarruzu, düzenli ordunun gerekliliğini ortaya koydu. Bu sırada Yunan Kralı Aleksandros, bir maymun ısırığı sonucu öldü ve Yunanistan'da Elefterios Venizelos Hükûmeti düştü. Yapılan referandum sonucu ise eski kral Konstantin sürgünden dönerek tekrar tahtına oturdu. Bu gelişme üzerine 9 Aralık 1920'de Mustafa Kemal Paşa, Batı Cephesi komutanı Ali Fuat Paşa'yı görevinden azletti ve Batı Cephesini sırasıyla Miralay İsmet Bey ve Miralay Refet Bey tarafından komuta edilmek üzere kuzey ve güney olarak ikiye böldü. 1920 yılının ortalarında ülke çapında gerçekleşen 18 iç isyanın bastırılması düzenli ordunun üstünlüğünü gösterdi. Ocak 1921'de Konstantin'in emriyle yapılan keşif taarruzu Birinci İnönü Muharebesi'nde durduruldu. Diğer taraftan İtalya ve Fransa ise I. Dünya Savaşı sırasında düşmanca tavırları olan kralın geri dönüşü nedeniyle Yunanistan'a karşı Türkiye'yi destekleme kararı alarak Sevr'in gözden geçirilmesini talep ettiler. Bu talepler sonucu toplanan Londra Konferansı'na Türkiye de davet edildi ve Ankara Hükûmeti'nin ülke çapındaki otoritesi arttı. Yunanların 23 Şubat 1921'de başlayan Londra Konferansı'ndan bir yarar sağlayamayacaklarını anlamaları üzerine 23 Mart'ta başlayan İkinci İnönü Savaşı gerçekleşti. 1 Nisan'da muharebe Türklerin zaferi ile sonuçlandı.

10 Temmuz'da Kütahya-Eskişehir Muharebeleri gerçekleşti. Muharebe sonrası Afyon, Eskişehir ve Kütahya Yunanların eline geçti ve Türk ordusu Sakarya Nehri'nin doğusuna çekildi. Savaş sonrası TBMM tahkik heyetinin cepheye gönderilmesi kararlaştırıldı. Meclis heyetinin cepheden dönüşte verdiği rapor sonrası ordunun teçhizat ihtiyacını karşılayabilmek için Tekalif-i Milliye emirleri çıkarıldı. Zaferlerini pekiştirmek isteyen Yunanlar, Sevr Antlaşması'nı kabul ettirmek amacıyla 23 Ağustos'ta taarruza kalktılar. Yunanlar Ankara'ya 50 kilometre kadar yaklaşsalar da Sakarya Muharebesi onlar için başarısızlıkla sonuçlandı. İtalya, Fransa ve Rusya'nın Ankara'ya verdikleri destek[kaynak belirtilmeli] ve İtilaf Devletleri'nin Kasım 1920'den sonra Yunanistan'a uyguladıkları ambargo[kaynak belirtilmeli] sonucu zaman Türklerin lehine ve Yunanların aleyhine işliyordu. Yunan birliklerini Anadolu'dan kesin olarak atmak için Mustafa Kemal Paşa, 10 ay boyunca askerleri talim etti ve teçhizat ihtiyacını karşılamak için girişimlerde bulundu. Taarruzun baskın etkisiyle başarıya ulaşması sağlanacaktı. 26 Ağustos 1922'de taarruz başladı ve 30 Ağustos'ta Başkomutanlık Meydan Muharebesi gerçekleştirilerek Yunan birlikleri mağlup edildi. Geri çekilen Yunan birlikleri takip edildi ve Türk ordusu 9 Eylül 1922'de İzmir'e girdi. 18 Eylül itibarıyla Yunanlar Anadolu'dan tamamıyla silinmişti. Türk ordusu Boğazlar ve İstanbul bölgesine yönelince Çanakkale krizi denilen süreçte İtilaf kuvvetleri İstanbul'dan çekilmeye başladılar. Bunun üzerine Trakya'daki Yunan birlikleri de bölgeden çekildi. 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen biten savaş, 13 Ekim 1921'de imzalanan Kars Antlaşması ile Doğu Cephesi'yle sınırlı olmak üzere, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile ise topyekûn sona ermiştir.

Türk Kurtuluş Savaşı'ndaki tarafları gösteren Dünya genelindeki görsel.

I. Dünya Savaşı sonrası, Ekim 1918 - Mayıs 1919

[değiştir | kaynağı değiştir]

I. Dünya Savaşı'na Almanya ile birlikte giren Osmanlı Devleti, Çanakkale Savaşı'ndaki başarılı savunmaya, Irak'ta Kût'ül-Amâre'de Britanya ordusunu kuşatıp esir almasına ve savaşın son aylarında Kafkasya Cephesi'ndeki başarılara rağmen savaşın son günlerinde Filistin Cephesi'nde Edmund Allenby komutasındaki Birleşik Krallık ordularına karşı Nablus Hezimeti'ne uğramıştı. Yıldırım Orduları Grubunun 18 Eylül 1918'deki bu bozgundan sonra Liman von Sanders komutanlıktan istifa etmiş ve yerine Padişah tarafından kendisine Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyarı unvanı da verilen Mustafa Kemal Paşa atanmıştı.[112][113] Bununla birlikte 1 Ekim 1918'de Şam, 16 Ekim 1918'de Hama ve Humus, 25 Ekim 1918'de de Halep kaybedildi.[114]

Suriye cephesinin çöküşü üzerine İttihat ve Terakki hükûmeti 8 Ekim 1918'de istifa etti. Hükûmet ileri gelenlerinden Talat, Enver ve Cemal Paşalar yurt dışına kaçtılar. Genel af ilan edilerek, sürgün ve hapisteki muhaliflerin İstanbul'a dönüşüne izin verildi. 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı hükûmeti yenilgiyi kabul etti.[115]

Mondros Mütarekesi gereğince İtilaf Devletleri'ne güvenlikleri gereği istedikleri yerleri işgal etme yetkisi tanınıyordu. 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalandığında Musul ve çevresi henüz [Ali İhsan Sabis Paşa komutasındaki Türk birliklerinin idaresindeydi. Ateşkesten sonra Britanyalılar, Musul ve Zaho'daki sivil Hristiyanların topluca öldürüldüğünü iddia ederek Türk birliklerinin Musul'u terk etmesini istediler. Ali İhsan Sabis Paşa, bu isteği reddetti ancak Suriye ve Şam cephesinde Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Yıldırım Orduları grubu daha fazla kayıp vermemek için Adana'ya kadar çekilmesi neticesinde demiryolu ikmal hatlarının kesilmesi üzerine ve İstanbul hükûmetinin de bu yolda emir vermesinden sonra Musul'u bırakıp Nusaybin'e kadar çekildi. Britanya askerleri hiçbir direnişle karşılaşmadan Musul'a girdiler. İstanbul'dan benzer bir emir Mustafa Kemal Paşa'ya da Çukurova bölgesini terk etmesi için gelmişse de Mustafa Kemal Paşa, Adana'yı boşaltmamış ve Harbiye Nezaretiyle yaptığı telgraflaşmalarda emrin kanunsuz olduğunu söyleyerek emre direnmişti. Harbiye Nezareti, kendisini görevden alıp karargaha çağırdığında ordunun bir kısım silahlarını halka dağıtarak düşman eline geçmesine mani olmuştu. Bazı silahlar ise, Anadolu'da bir düşman direnişinde kullanılmak üzere Teşkilat-ı Mahsusa elemanları tarafından daha güvenli olan Doğu Cephesi'ne taşınmıştı. Mustafa Kemal Paşa'nın İstanbul'a dönmesinden sonra Ali Fuat Paşa, emrindeki 20. Kolordu'yu teçhizatıyla birlikte önce Konya'ya sonra da Ankara'ya getirerek İstiklal Savaşı hazırlıklarına başladı. Bu sırada Kâzım Karabekir Paşa da emrindeki 15. Kolordu'yu terhis etmemiş ve Erzurum'da savaşa hazır tutmaktaydı.

İstanbul'un işgali, Kasım 1918

[değiştir | kaynağı değiştir]
Yunan zırhlı "Kilkis" (yanında muhrip Dafni)
İtalyan zırhlı RN Roma (İstanbul, 1918)

1918 yılı sona ererken Osmanlı payitahtı İstanbul ile Çanakkale Boğazı bölgesi 50.000 kadar İtilaf askeri tarafından işgal edildi.[104] 6 Kasım'da Boğazlar silahsızlandırıldı. 7 Kasım'da işgal güçleri Çanakkale'den geçti. 13 Kasım 1918 günü, İtilaf Devletlerinin 61 parça harp gemisinden oluşan bir donanması, mütareke şartlarının kendilerine verdiği yetkiye dayanarak, İstanbul önlerine gelip demir attılar. Bu donanmada 15 muharebe gemisi, 11 kruvazör, 29 muhrip ve 6 denizaltı gemisi bulunuyordu.[116] Aynı gün Boğazdan 11 harp gemisi ile Yunanların bir zırhlısı daha giriş yapmış ve toplam gemi sayısı 73'e çıkmıştır.[116] 13 Kasım'da İtilaf filosundan 2.616 Birleşik Krallık, 540 Fransız ve 470 İtalyan askeri olmak üzere toplam, 3.626 asker İstanbul'a çıkarıldı.[116] 23 Kasım 1918'de Ahmet İzzet Paşa yeni hükûmeti kurdu. 9 Şubat'ta Hadisat gazetesinde Süleyman Nazif 'Kara Gün' başlıklı bir yazı yazdı. Türk milletinin böyle bir işgali yaşamadığını ve bunu kaldıramayacağını söyledi. İtilaf Devletleri Türk halkının tepkisini çekmemek ve işgalin haklılığını kanıtlamak için işgalin geçici olduğunu amacının Padişahlığı, halifeliği, azınlıkları korumak olduğu; Padişahlık makamının kaldırılmadığını ve İstanbul'dan verilecek kararların geçerli olduğunu ilan etti.[kaynak belirtilmeli]

İstanbul Beyoğlu'ndaki İngiliz askerler.

Çoğunluğu Britanyalılardan oluşan bir subay grubu ve asker grubu meclisi bastı ve kapattı. Böylece TBMM açılana kadar halkın sesi kesildi. Milliyetçi ve millî mücadelenin devamını sağlamak amacını güden milletvekillerini Malta'ya sürgüne gönderdiler. Bu vekillerin bir kısmı 1921'de bir kısmı da 1922-1923 arasında Anadolu'ya döndüler.[kaynak belirtilmeli]

Kuvâ-yi Milliye

[değiştir | kaynağı değiştir]

İttihat ve Terakki yönetiminin, gizli bir teşkilat olan Teşkilat-ı Mahsusa vasıtasıyla Anadolu ve Rumeli'de savaş sonrası bir direniş hareketi örgütlediği anlaşıldı. Direnişin amacı, doğu illerinin Ermenilere, Ege bölgesinde bazı yerlerin Yunanlara ve Adana yöresinin Fransa kontrolündeki Suriye'ye verilmesini öngören girişimlere karşı mücadele etmekti. Yanı sıra, savaş yıllarında çeşitli yöntemlerle önemli servete ve yerel iktidara kavuşan İttihat ve Terakki yanlısı zümrelerin konumlarının korunması, savaş sırasında sürülen gayrimüslim Osmanlı vatandaşlarının geri dönmesinin önlenmesi, bundan dolayı çıkabilecek karışıklıklar nedeniyle İtilaf Devletleri'nin olası müdahalesine karşı konulması amaçlanmaktaydı.[kaynak belirtilmeli]

1919 başlarından itibaren Kuvâ-yi Milliye (millî kuvvetler) adıyla silahlanan bazı gruplar, Ege ve Karadeniz bölgesinde Rumlara, Güneydoğu'da ise Ermenilere karşı çatışmalara girdiler. Bu grupların çoğu 50 ila 200 kişilik düzensiz kuvvetlerden oluşmakta ve Teşkilat-ı Mahsusa üyesi olduğu bilinen kişilerce yönetilmekteydi.[kaynak belirtilmeli]

1919 Şubat ayında İtilaf İşgal Kuvvetleri Yüksek Komutanı Edmund Allenby, Anadolu'da asayişi sağlamak ve henüz teslim olmamış olan Ali Fuat Paşa komutasında Ankara'daki 20. ve Kâzım Karabekir Paşa komutasında Erzurum'daki 15. kolorduların teslim olmalarına ikna edilmeleri amacıyla, Birleşik Krallık ordusunun Suriye cephesinde Türk kuvvetlerini kısa sürede nasıl yendiğini bilen üst düzey bir Türk komutanının özel yetkilerle donatılarak Anadolu'ya gönderilmesini önerdi. 15 Mayıs 1919'da "Anafartalar Kahramanı" ve "Yaver-i Fahri Hazret-i Şehriyari (Padişahın Onursal Yaveri)" Mirliva Mustafa Kemal Paşa, 9. Ordu komutanı ve Anadolu Genel Müfettişi sıfatıyla, padişah Vahdettin tarafından Anadolu'ya gönderildi.[kaynak belirtilmeli]

İzmir'in işgali, Mayıs 1919

[değiştir | kaynağı değiştir]
Yunan işgal kuvvetleri Anadolu'da

İzmir'in işgali düşüncesi 1919'un Şubat ortalarında Yunanistan başbakanı Venizelos'un önerisiyle, Birleşik Krallık başbakanı Lloyd George tarafından ortaya atıldı. İzmir'in İşgali, I. Dünya Savaşı sonrasında Paris'te toplanan uluslararası barış konferansının kararıyla ortaya çıktı. ABD başkanı Wilson bu öneriye önce kesinlikle karşı çıktı; ancak 25 Mart olayında daha esnek bir tavrı benimsedi. 7 Mayıs'ta Birleşik Krallık, ABD ve Fransa, Yunanistan donanmasının İzmir'e gönderilmesinde mutabık kaldılar.[117][118]

İzmir'in işgali kansız başladı. Hatta İzmir'in işgalini 1 gün önceden bildiğinden İzmir'deki Osmanlı ordusuna karşılık vermemesini emretmiştir. Böylece İzmir'deki Osmanlı ordusu hareketsiz kaldı ve Yunanlara teslim oldu.[kaynak belirtilmeli]

İşgal günü Yunan ordusunun en yaman birlikleri olan evzon askerleri şehirde zafer turu attılar. Bu zafer turu sırasında Türk subayları sahil şeridine dizdiler.[119] Aziz Nesin bu olayı daha sonra araştırmalarına dayanarak kitabında anlatacaktı: Bir Türk subayı Evzon askerinin "Zito Venizelos (Yaşasın Venizelos)" diye bağırmasını istediği halde yapmadığı için öldürüldü. Evzon askerleri şehri her gezdiklerinde ve subaya geri döndüklerinde bir kez süngüleniyordu. Bu Türk subayı 22 kez süngülendi ve öldürüldü. Yunanlar daha ilk gün birçok Türk asker ve vatandaşı öldürdü. Böylece işgal daha ilk günde 400 kişiye mâl oldu.[kaynak belirtilmeli]

İzmir'in işgali ile Türk halkında var olan fakat yetersiz komutanlar yüzünden kullanılamayan mücadele yeteneği tekrar uyandı ve İzmir'deki bir kısım asker istifa ederek Millî Mücadele'ye katıldı. Aynı zamanda İzmir'de kalan Türkler de işgalin getirdiği huzursuzluğa dayanamadı ve Anadolu'ya göç etti. Kalmakta ısrar eden Türk ailelerse Yunan askerinin tavırlarına ve yaptıkları eziyetlere daha fazla dayanamayıp Anadolu'daki millî mücadeleye destek vermek amaçlı olarak göç ettiler.[kaynak belirtilmeli]

Yunan askerleri telsiz hattı kurulumunda çalışıyor

"Türk asker ve subayları dipçiklenerek, süngülenerek öldürülüyor, üzerlerindeki kıymetli eşyalar zorla alınıyordu. İşgale karşı boyun eğmiş bulunan Ali Nadir Paşa yerde sürüklenerek tekmeleniyordu. Türk subayları "Zito Venizelos" diye bağırmaya zorlanıyor, ağır hakaretlere uğruyorlardı. Bağırmayı reddedenler ise süngüleniyordu. Reddedenlerden Albay Fethi Bey de süngülenerek öldürüldü. Şehrin diğer yerlerinde de yağma, öldürme ve tecavüz olayları başladı. Türklere ait evler ve iş yerleri Rumlar tarafından yağmalanıyor, canını, malını, namusunu korumak isteyen Türkler öldürülüyordu. Bütün bu olaylar "uygar ulusların temsilcilerinin" gözleri önünde, "uygar devletlerin" izniyle yapılıyordu. Lord Curzon'un 18 Nisan 1919 tarihli bildirisinde "Selanik kapılarının 5 mil dışında asayişi sağlayamayan Yunanistan'ın Aydın Vilayeti'nde (İzmir o tarihte Aydın Vilayeti içinde idi.) barış ve güvenlik sağlamakla görevlendirilmesini" uygun görmediğini açıkladığı Yunanlar ilk gün 400 Türk öldürmüşlerdi. Çevre köy ve kazalardaki olaylarla bir iki gün içinde 5.000 kadar Türk öldürüldü."[kaynak belirtilmeli]

İzmir kenti ile birlikte Ayvalık, iki kent arasındaki sahil şeridi, Çeşme yarımadası ve Belkahve'ye kadar İzmir'in hinterlandı da işgal edilmiştir. 23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açılmasından sonra Yunan ordusu İzmir'den harekete geçerek, Sevr Antlaşması ile İtalyan bölgesi olarak kabul edilen Manisa, Uşak, Denizli, Balıkesir, Bursa şehirlerini de işgal etmiştir. Bu sebeple Yunanistan ile arasında ihtilaf çıkan İtalya ise bu işgalden sonra Kurtuluş Savaşı müddetince Ankara hükûmetini desteklemiş ve askeri yardım da yapmıştır.[kaynak belirtilmeli]

Örgütlenme dönemi, Mayıs 1919 - Nisan 1920

[değiştir | kaynağı değiştir]
Samsun'da basılan Kurtuluş Savaşı propaganda afişi Halâskârân-ı İslâm
Yunan ordusunun Bandırma'ya girişi
Yörük Ali Efe grubu
Sivas Kongresi delegeleri toplu halde

Paris'te toplanan uluslararası Barış Konferansı, o günlerde açıklanması beklenen Türk Barış Antlaşmasını, 1919 Mayıs başlarında belirsiz bir geleceğe erteledi. 15 Mayıs'ta Yunan kuvvetleri, İtilaf Devletleri'nin kararıyla İzmir'i işgal etti. Ulusal bir felaket olarak görülen bu olay, Türkiye çapında müthiş bir ulusal tepkiye yol açtı. 23 Mayıs'ta Fatih ve Sultanahmet'te Türk siyasi tarihinin o güne kadarki en büyük kitle gösterileri düzenlendi. Direniş fikri, İttihat ve Terakki yandaşlarının görüşü olmaktan çıkarak tüm ülke sathına yayıldı.[kaynak belirtilmeli]

21 Haziran'da Mustafa Kemal Paşa, Anadolu'daki en önemli askerî birliklerin komutanları olan Kazım, Refet ve Ali Fuat paşalar ve Ege bölgesinde asayişi sağlamakla görevlendirilen Rauf Bey ile Amasya'da buluşarak Amasya Tamimi'ni yayımladı. Bildiri, ulusal bağımsızlığın ancak ulusun "azim ve iradesi" ile sağlanacağını vurgulayarak, ülke çapında bir direniş hareketinin işaretini vermekteydi Kâzım Karabekir'in öncülüğünde Erzurum'da toplanan Doğu İlleri Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti Kongresi, askeri görevlerinden istifa eden Mustafa Kemal'i kongre başkanı seçti. Kongre, Doğu illerinin Ermenistan'a verilmesi olasılığına karşı direnme kararı alırken, Türkiye'nin kalkınması için Amerikan mandası fikrine açık kapı bırakmamaktaydı.[kaynak belirtilmeli]

4 Eylül 1919'da Türkiye'nin her yanından gelen delegelerin katılımıyla Sivas'ta toplanan kongrede, genel seçimler yapılıp yeni Mebusan Meclisi kuruluncaya kadar İstanbul hükûmetiyle tüm resmî bağların kesilmesi kararlaştırıldı. Ülke çapında yeni bir idari ve siyasi örgütlenme kurmak amacıyla bir Heyet-i Temsiliye kuruldu.[kaynak belirtilmeli]

Güney Cephesinde Kuva-yi Milliye

[değiştir | kaynağı değiştir]

Kasım ayında Adana, Maraş, Antep ve Urfa'nın Fransızlarca işgali üzerine, Heyet-i Temsiliye tarafından yönlendirilen direniş hareketi başlatıldı. Direniş umulmadık bir hızla başarıya ulaşarak 1920 Mayıs'ında Fransızları ateşkese zorladı.[kaynak belirtilmeli]

Osmanlı Meclisi'nin açılması ve Mîsâk-ı Millî, Kasım 1919 - Ocak 1920

[değiştir | kaynağı değiştir]

Aralık ayında yapılan genel seçimler sonucunda son Osmanlı Meclis-i Mebusanı (1920) oluştu. Meclise Anadolu'dan sadece Millî Mücadele yanlısı milletvekili adayları seçildi. İki ayrı ilden milletvekili seçilen Mustafa Kemal Paşa'nın hakkında çıkartılan tutuklama emri sebebiyle İstanbul'a gitmemesi üzerine, Sivas Kongresi başkan vekili olan Rauf Orbay Meclis reisliğine seçildi. 28 Ocak 1920'de Mebusan Meclisi daha sonra Mîsâk-ı Millî adıyla anılan “Ahd-ı Millî Beyannamesi”ni kabul etti. Beyanname, Mondros Mütarekesi sınırları içinde tam bağımsızlık sağlanıncaya kadar mücadeleye devam etmeyi öngörmekteydi.[kaynak belirtilmeli]

Osmanlı Meclisi'nin kapatılması, Mart 1920

[değiştir | kaynağı değiştir]

16 Mart 1920'de Meclis-i Mebusan da dâhil olduğu halde Babıali ve bütün hükûmet daireleriyle beraber İstanbul, Britanyalılar tarafından cebren ve resmen işgal edilmiştir. Birleşik Krallık birlikleri İstanbul'da bulunan, başta Rauf Bey olmak üzere önde gelen Millî Mücadele yanlısı milletvekillerini tutukladılar. Ayrıca telgrafhaneler de işgal altına alınmış ve resmî makamlar arasında iletişim imkânı kalmamıştı. Bu şartlara göre, Anadolu, İstanbul ve resmî makamlarla ortak hareketten mahrum kalmıştı.[kaynak belirtilmeli]

İstanbul'daki olağanüstü hal, ortaya Osmanlı Devleti'nin kimin idaresi ve hangi güçlerin kanunlarının geçerli olduğu sorunu ortaya çıkarmıştır. Bu durumda Mustafa Kemal Paşa, Temsil Heyeti'nin başkanı olarak, "Bu hareketin Anadolu'da Osmanlı Kanunlarının yürürlüğünü engellemeyeceğinden ve her ne şekilde olursa olsun alınacak önlemlere Osmanlı milleti uygarlık yeteneği özellikle dikkat çekici bulunduğundan kanun dışında hiçbir işlem yapılmaması ve bütün görevlerin özenle yapılması hayatımızın gereklerindendir" diye genelge yayımlamıştır.[120]

Bunun üzerine Meclis 18 Mart 1920 tarihinde toplanarak kendini feshettiğini açıkladı. Meclisin kendini feshettiği açıklaması padişahın 11 Nisan 1920'de ikinci meşrutiyetin sona erdiğini açıklaması ile bir başka Meclis oluşturma yolunu kapatmıştır. Aynı gün Şeyhülislâm Dürrizâde Abdullah'ın, Padişah ve Halife kuvvetleri dışındaki millî kuvvetleri kâfir ilan eden ve katlinin vacip olduğunu bildiren fetvası Takvim-i Vekayi'de yayımlandı. Padişah Osmanlı Devleti'nin tarihinde bir bölümü kapatmayı amaçlamış ve kendi otoritesi dışında bulunan bütün güçlerin (millî kuvvetleri) devlet karşıtı olduğunu ilan etmiştir. Padişah ve atadığı hükûmetler Osmanlı devletinin idaresine tek otorite durumuna gelmişlerdi.[kaynak belirtilmeli]

Büyük Millet Meclisi'nin açılması, 23 Nisan 1920

[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı Meclisinin feshedilmesi yeni bir meclisin, bir kurucu meclisin, gerekliliğini doğurmuştu. Kurucu Meclis ve seçimlerle ilgili 19 Mart 1920'de bir bildiri yayımladı. Sultan İstanbul'da idi ve Mustafa Kemal "olağanüstü yetkilere sahip bir meclis" olarak takdim etti. Seçimlerin yapılması için yayımlanan bu bildiri uyarınca, yurdun her yerinde seçimler yapıldı. 16 Mart 1920'deki baskından kurtulan milletvekilleri gizlice Ankara'ya geçtiler. Bolu Düzce, Hendek bölgesinde başlayan ve Nallıhan, Beypazarı çevresine sıçrayan ayaklanma olayları oldu. Bu olaylardan dolayı, seçilen milletvekillerinin tümünün gelmesi beklenilmeden, Millet Meclisinin açılma hazırlıkları yapıldı.[kaynak belirtilmeli]

Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de Ankara'da Mustafa Kemal Paşa önderliğinde toplandı. Bu tarihten itibaren İstanbul hükûmetinin etkisi İstanbul kenti ve çevresiyle sınırlı kalırken, Ankara'da oluşturulan Meclis ve hükûmet, fiilen Türkiye'nin yönetimini ele aldı. Mustafa Kemal 24 Nisan 1920'de Meclis Başkanı seçildi.[kaynak belirtilmeli]

Silahlı mücadele, Mart 1920 - Temmuz 1923

[değiştir | kaynağı değiştir]
Millî Mücadele'de Büyük Millet Meclisi kuvvet kayıplarının vilayetlere göre dağılımı
Büyük Millet Meclisi'nin açılışı
Kemalist bir Türk'ün İzmit'te İngiliz kuvvetlerince infazı (1920)
Yunan ordusunun Edirne'ye girişi (12 Temmuz 1920)
Kurtuluş Savaşı komutanlarından bazıları, birinci sıra: Ferik Ali Fuat (Cebesoy), Ferik Cevat (Çobanlı), Müşir Fevzi (Çakmak), Ferik Kâzım Karabekir, Ferik Fahrettin (Altay); ikinci sıra: Mirliva Kazım (İnanç), Mirliva Ali Sait (Akbaytogan), Mirliva Ali Hikmet (Ayerdem), Mirliva Kemalettin Sami (Gökçen), Mirliva Cafer Tayyar (Eğilmez), Mirliva İzzettin (Çalışlar), Mirliva Şükrü Naili (Gökberk); üçüncü sıra: Mirliva Asım (Gündüz), Albay Alaaddin (Koval), Mirliva Mehmet Sabri (Erçetin), Albay Sabit (Noyan), Albay Ömer Halis (Bıyıktay); son sıra, soldan 3 Kaymakam (Yarbay) Hayrullah (Fişek).

Bu dönemde Büyük Millet Meclisinin etkinlikleri karşı taraflara Anadolu'yu kendisinin temsil ettiği ve onun içinde olmadığı hiçbir barışın geçerliliği olmadığını kabul ettirmesi çabasıdır. Bir yandan uluslararası destek ve yardım arayışına girilerek, Batum'un geri verilmesi karşılığında Sovyetler Birliği'nden mali yardım sağlandı. Öbür yandan Anadolu'nun çeşitli yörelerindeki düzensiz direniş gruplarını tasfiye ederek düzenli bir ordunun kurulması için adımlar atıldı. Askeri olarak karşısına çıkacak bütün güçlerle baş edebilecek düzeyde olduğunu kanıtladı.[kaynak belirtilmeli]

Doğu Cephesi: Türk-Ermeni Savaşı

[değiştir | kaynağı değiştir]
Kâzım Karabekir Gümrü Antlaşması'nı imzalamak için yola çıkmadan önce

Dünya Savaşı sonunda Kuzeydoğu Cephesi İtilaf Devletleri'nin talebi doğrultusunda 1914 Osmanlı-Rus sınırına çekilmişti. Bu sınır Ardeşen-Yusufeli-Oltu-Bayezit hattından geçiyordu. Sınırın öte yanında 1918'de Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti kuruldu. Doğu Cephesi'ndeki gelişmeler Rus İmparatorluğu'nun 1917 yılından sonra içinden geçtiği süreçle çok yakından alakalıdır. Şubat Devrimi ile yıkılan Çarlık rejimi Ekim Devrimi ile birlikte yerini Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'ne bırakır. Bu iktidar değişikliği hem Rusya içinde hem de uluslararası güçler nezdinde direnişle karşılaşır. Patlak veren ve çok kanlı geçen Rus İç Savaşı bu döneme denk düşer.[kaynak belirtilmeli]

Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması'na göre Osmanlı'nın çoğu ordusu terhis edilecekti. Fakat Kazım Karabekir komutasındaki 15. Kolordu terhis olmadı ve silahlarını bırakmayarak Milli Mücadele'ye destek oldular. Bu sayede Doğu Cephesi diğer cephelere nazaran daha kolay bir şekilde kazanıldı.[121]

1920 Eylül'ünde Türk-Sovyet mutabakatının sağlanması üzerine 28 Ekim 1920'de Kâzım Karabekir komutasında harekete geçen Türk kuvvetleri, 10 gün süren bir harekât sonunda Ermenistan'ı kesin yenilgiye uğrattı. Bu harekâtta Türk tarafından 6 asker öldü, Ermeniler tarafında ise 95 asker öldü.[122] Ermenilerin talebi üzerine 3 Aralık'ta[104] imzalanan Gümrü Antlaşması ile Türk-Ermeni sınırı, 1878 öncesindeki Osmanlı-Rus sınır hattına çekildi. Bu sınır, bugünkü Türkiye-Ermenistan sınırıdır. 2 Aralık'ta Kızıl Ordu, Ermenistan'ı işgal ederek bağımsız Ermenistan'ın varlığına son verdi. Sonrasında 16 Mart 1921 günü imzalanan Moskova Antlaşması da iki ülke arasında önem taşıyan belgelerdendir. Bu antlaşmalar sürmekte olan Türk Kurtuluş Savaşı sırasında uluslararası kamuoyunda yasal olarak tanınan İstanbul Hükûmeti'ne rağmen Ankara Hükûmeti tarafından uluslararası alanda imzalandığı için diplomasi alanında da çok önemli yer tutar. Kazım Karabekir Paşa'nın kazandığı bu zafer sayesinde Kurtuluş Savaşı'nın cephelerinden biri ortadan kalkmış, böylelikle de Batı Cephesi'ne kuvvet ve silah kaydırılması mümkün hale gelmişti.[kaynak belirtilmeli]

Güney Cephesi: Türk-Fransız Savaşı

[değiştir | kaynağı değiştir]

Türk-Fransız Cephesi de denilen Güney Cephesi, millî kuvvetlerin Fransız, Cezayir ve Ermeni askerlerinden oluşan Fransız lejyoner birliklerine karşı verdikleri savaşı kapsamaktadır. Birleşik Krallık Musul, İskenderun, Kilis, Antep, Maraş, Elbistan ve Urfa'yı işgal ettiler. Fransızlar ise Adana, Mersin ve Osmaniye'yi işgal ettiler. İşgalin sonlandırılmasında Molla Mehmet Karayılan 6400 civarında kayıp vererek Fransızlara kendi birliğinin onlarca misli kayıp verdirdi. Böylece Karayılan, Antep'te efsane oldu. Bugünkü Adana'nın ilçeleri Haçin (Saimbeyli), Sis (Kozan) ve Pozantı'da Fransızların halka büyük zulmü oldu; Fransızlar Haçin'de annelerinin gözleri önünde çocukları kaynattılar ve büyük mücadeleler cereyan etti. En sonunda yörenin yönetim merkezi olan Sis (Kozan) Sancağı 2 Haziran 1920 günü yöre insanlarınca kurtarıldı.[123]

Maraş'ta, Sütçü İmam'ın önderliğini yaptığı mücadele sonunda Maraş'ta tutunamayan düşman şehri terk etmek zorunda kaldı (12 Şubat 1920). Urfa şehrinde Ali Saip (Ursavaş) Bey tarafından teşkilatlandırılan Türk direnişi başarıyla sonuçlandı. Fransızlar 11 Nisan 1920'de şehri boşalttı. Antep halkı 1 Nisan 1920'de Fransızlara karşı ayaklandıysa da 9 Şubat 1921'de teslim oldu. Fransa, TBMM ile Ankara Anlaşması'nı imzalayarak Güney Bölgesi'nden çekildi.[kaynak belirtilmeli]

El-Cezire Cephesi: İngilizler ve Musul meselesi

[değiştir | kaynağı değiştir]
Ali İhsan Paşa, Dadaylı Halid Bey ve Birleşik Krallık temsilcileri (Kuzey Irak, Kasım 1918)

Birleşik Krallık ateşkes imzalanmasından sonra ilk iş olarak Musul'u işgal etti. Britanyalıların buraya gelmesi Musul Vilayetinde yaşayan insanları mutsuz etmişti. İnsanların ayaklanması pek de uzun sürmemiş, 23 Mayıs 1919'da Zaho'da Mahmud Berzenci'nin önderlik ettiği bir ayaklanma meydana gelmişti. Birleşik Krallık modern silahları ile bu ayaklanmayı bastırmıştı. Ancak bu ilk direnişin ardından 1920 yılında Telafer'de ayaklanma meydana geldi. Yedek kuvvetlerin gecikmesi sonucunda ayaklanma İngilizler tarafından bastırıldı. Bu sıralarda dağlarda direniş devam ediyordu. Direniş sonucunda Revanduz kurtarıldı. Özdemir Bey komutasındaki Kuvâ-yi Milliye birliği ve Kürt aşiretleri ile Musul bölgesine taarruza geçmiş ve Britanyalıları Derbent Muharebesi'nde bozguna uğratmıştı. İngilizler ise bu olaydan sonra Eylül 1922'de Süleymaniye şehrini tahliye etmişlerdi.[124] Özdemir Bey'in kuvvetlerini bölmek için Britanyalılar sürgündeki Mahmud Berzenci'yi çağırmış fakat Mahmud Berzenci, Özdemir Bey ile anlaşmış ve isyan etmiştir. Bunun üzerine Birleşik Krallık geri çekilmiş ve aşiretler Süleymaniye'ye girmiştir. Fakat Boğazlar bölgesinde oluşan savaş durumu yüzünden buradaki birliklerin çoğu o bölgeye gitmiş ve kalan birlikler ile Britanyalılar arasında çatışma çıkmıştır. Çıkan çatışma sonucunda Özdemir Bey'in birlikleri Birleşik Krallık ordusu tarafından mağlup edilmiş ve Özdemir Bey İran'a çekilmiştir.

Batı Cephesi: Türk-Yunan Savaşı

[değiştir | kaynağı değiştir]
25 Haziran 1920'de Mudanya'ya çıkmayı bekleyen İngiliz askerleri
20 Temmuz 1921'de işgal edilen Eskişehir'deki Yunan birliği
Türk piyadeler
Kemal Paşa Türk kuvvetlerini denetliyor, İzmit, 18 Haziran 1922

Buradaki savaşlar, İzmir-Bursa-Balıkesir-Kütahya-Eskişehir hattında gerçekleşti. İtilaf Devletleri tarafından 18 Nisan 1920'de Paris'in Sèvres banliyösünde ilan edilen Sevr Antlaşması Türkiye'den önemli bazı toprakların alınmasını ve Türk devletinin İtilaf kontrolü altında bir tür yarı-bağımsız statüde yönetilmesini öngörmekteydi. Türk tarafının anlaşmayı imzalamayı Mîsâk-ı Millî'ye karşı bulduğu için İtilaf Devletleri, Yunan ordusunu Anadolu içine sevk ettiler.[kaynak belirtilmeli]

Temmuz ayında Bursa ve İzmit, Ağustos'ta Uşak Yunanlar tarafından işgal edildi. Yunanlar şehrin kuzey cenahını koruyabilmek için 13. Tümenlerini buraya konuşlandırdılar. Batı Cephesi'ndeki kuvvetlere komuta eden Ali Fuat Paşa, Gediz'deki tümeni baskın şeklinde bir saldırı ile yok etmeyi tasarlıyordu. 24 Ekim 1920'de başlayan saldırı, 11. ve 61. Fıkraların aynı anda harekete geçememesi, sis nedeniyle 11. Fıkra'nın ön hatlarında irtibat kurulmaması ve Çerkez Ethem'in kuvvetlerinin saldırıya olumlu katkıda bulunamamaları sebebiyle başarısız oldu. Buna müteakiben Mustafa Kemal Paşa 9 Aralık 1920'de Ali Fuat Paşa'yı görevinden azledip Moskova'da elçi olarak görevlendirdi ve Batı Cephesi'ni kuzey ve güney olmak üzere ikiye böldü. Miralay İsmet Bey cephenin kuzey kısmındaki, Miralay Refet Bey ise güney kısımdaki birliklere komuta edecekti.[104]

Mağlup olup çekilirken Türk kasaba ve köylerini ateşe veren Yunanların ardından cepheye yetişen Türk sıhhiye birlikleri yaralıları taşıyor, Ağustos 1922
Türk ordusunun İzmir'e girişi (9 Eylül 1922)

Batı Cephesi komutanlığına atanan İsmet Bey, Ocak 1921'de Birinci İnönü Muharebesi ve Mart 1921'de İkinci İnönü Muharebesi'nde Yunan ilerlemesini durdurdu. İnönü zaferleri, millî ordu projesinin başarısını kanıtlayarak TBMM hükûmetinin otoritesini pekiştirdi, Millî Mücadele'nin nihai zaferine olan güveni sağladı. 27 Mart'ta Afyon'un kaybedilmesi bu zafer duygusunu ancak kısmen gölgeleyebildi. Temmuz 1921'de Yunan Kuvvetleri Garp Cephesi ordularını Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde yenilgiye uğratarak çevirme harekâtıyla yok etmek üzereyken, komutayı bizzat ele alan Mustafa Kemal ve Fevzi Paşa, Türk birliklerini süratle geri çekerek Sakarya Nehri kıyılarına çektiler. Ancak 23 Ağustos-13 Eylül arasında süren Sakarya Meydan Muharebesi ile Yunan taarruzu püskürtüldü. Halkın kendine güveni tazelendi, ayrıca kaybedilen subay sayısı fazla olduğu için Gazi Mustafa Kemal Paşa zaferden sonra bu savaşı "Subaylar Savaşı" olarak nitelendirdi. Bu zafer nedeniyle Başkomutan Mustafa Kemal Paşa TBMM tarafından Mareşal rütbesine yükseltildi ve Gazi payesi verildi. Nihayet 26 Ağustos 1922'de Afyon'un doğusundaki mevzilerden taarruza geçen Türk ordusu, 30 Ağustos'taki Dumlupınar Meydan Muharebesi'nde Yunan ordusunu kesin yenilgiye uğrattı. Tamamen dağılan Yunan ordusunun boşalttığı Ege bölgesi birkaç gün içinde Türk kuvvetlerinin eline geçti. Nihayet 9 Eylül'de Türk orduları İzmir'e girerek Yunan işgaline son verdi.[125]

İç Cephe: İsyanlar

[değiştir | kaynağı değiştir]
Mustafa Kemal Paşa, Çerkes Ethem ve Kuvâ-yi Seyyâre askerleri

1920 yılında Kurtuluş Savaşı ve sırasında ayaklanma çıkaran ve yağmaya girişenleri, bozguncuları, orduya ait silah ve mühimmatı çalanları, casusları, asker kaçaklarını, Millî Mücadele'yi engelleme amacıyla propaganda yapanları yargılamak için İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Yine Ağustos 1921'de Tekalif-i milliye Kararları yayımlandı ve halk ulusal yükümlülüklerini yerine getirmeye teşvik edildi. Bazıları Anadolu topraklarının bir bölümünde yeni bir devlet kurmayı amaçlayan, bazıları ise saltanat ve hilafet yanlısı olanlar tarafından çıkarılan isyanlar bastırıldı. Ülke içindeki Ermeni ve Rum azınlıkların dış destekli isyanları da büyümeden bastırıldı.[kaynak belirtilmeli]

Siyasi süreç ve diplomatik müzakereler, Şubat 1921 - Ekim 1923

[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu dönemde Büyük Millet Meclisi'nin etkinlikleri çizilen sınırların dünyaca kabulünü ve bu sınırlar içinde Cumhuriyet ile yönetilecek devletin ilanını kapsamaktadır.[kaynak belirtilmeli]

Londra Barış Konferansı, Şubat 1921 ve Mart 1922

[değiştir | kaynağı değiştir]
The Sphere gazetesinin 1-5 Mart 1921'de "Ankara Hükûmeti ve Talepleri" başlığıyla yayımladığı harita. Başlığın altında verilen bilgi: "Kemalistler ya da milliyetçiler, gölgeli alanı etkin biçimde kontrol ediyorlar. Onlar, Yunanlar tarafından Ege'den sürüldüler fakat Trakya'yı, İzmir'i, Ermenistan'ı ve Basra Körfezi altındaki bütün Mezopotamya'yı talep ediyorlar".

1921 yazında Londra Barış Konferansı ile İtilaf Devletleri Sevr Antlaşması'nı Ankara Hükûmeti'ne kabul ettirmek istediler. Ankara Hükûmeti'nin kesin tavrı karşısında Yunan ordusu bu kez Ankara'yı ele geçirmek üzere harekete geçti. Sakarya Meydan Muharebesi bir güç gösterisi olarak gerçekleşti. Sonraki yıl 1922'nin ilk yarısı sonuçsuz barış müzakereleri ile geçti. Bu dönemde değiştirilmiş Sevr Antlaşması ortaya atıldı. Bu yeni çözüm Sevr hükümlerini yumuşatılmış şekli olmaktaydı.

Çanakkale Krizi ve Mudanya Mütarekesi, Eylül-Ekim 1922

[değiştir | kaynağı değiştir]

İzmir'in kurtuluşundan sonra Fahrettin Altay komutasındaki TBMM Süvari Kolordusu kuzeye yöneldi ve birkaç gün sonra Birleşik Krallık işgalinde bulunan Çanakkale Boğazı karşısında mevzilenerek Britanyalıların çekilmesi için bir ültimatom verdi. Çanakkale Krizi adı verilen bu olay üzerine, 15 Eylül'de başbakan David Lloyd George başkanlığında toplanan Birleşik Krallık kabinesinin Liberal Partili bazı üyeleri ültimatomu reddederek, Birleşik Krallık ile Türkiye arasında savaş çıkmasına yol açacak bir politika[126] benimsedi. Ancak Britanya kamuoyunun sert tepkisi üzerine koalisyon ortağı olan Muhafazakâr Parti hükûmetten çekildi. Lloyd George hükûmeti 19 Ekim'de düştü. 11 Ekim'de Birleşik Krallık ile Ankara hükûmeti arasında Mudanya'da ateşkes imzalandı. Ateşkes anlaşması en kısa zamanda İsviçre'nin Lozan (Lausanne) kentinde bir barış konferansı toplanmasını öngörüyordu. Bu süreçte ABD de bölgede bulundurduğu gemileri artırma yoluna gitmiştir. İzmir kurtarıldıktan 19 gün sonra ABD, 13 yeni savaş gemisinin Türkiye sularına gönderilmesini kararlaştırmıştır.[127] Toplam sayıları 20'yi aşan bu gemiler ancak Lozan Antlaşması'nın imzalanması ardından Türk denizlerinden çıkmışlardır. Zaten USS Scorpion adlı gemileri 1908-1923 arası Amiral Bristol komutasında istihbarat görevi dahil olmak üzere İstanbul'da bulunmuştur.

Saltanatın kaldırılması, 1 Kasım 1922

[değiştir | kaynağı değiştir]
Sultan Vahideddin İstanbul'dan Malta'ya gitmek üzere ayrılırken

1 Kasım'da TBMM, İstanbul hükûmetinin hukuki varlığına son verdi. Şeklen "halife" unvanını koruyan VI. Mehmet Vahdettin 10 Kasım'da son cuma selamlığına katılmış; ancak yaşamına ve özgürlüğüne yönelik tehditleri gerekçe göstererek 17 Kasım sabahı Boğaziçi'nde demirli bulunan Britanya zırhlısı ile Malta'ya gönderilmiştir. Bunun üzerine 19 Kasım'da TBMM, veliaht Abdülmecit Efendi'yi halife ilan etmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Lozan Barış Konferansı, Kasım 1922

[değiştir | kaynağı değiştir]

20 Kasım 1922'de toplanan Lozan Barış Konferansı'nda Türk delegeleri İsmet Paşa ve Dr. Rıza Nur Bey idi. 4 Şubat 1923'te konferans anlaşma sağlanamadan dağıldı. Türkiye'de, müzakere edilen anlaşmanın Mîsâk-ı Millî sınırlarından taviz verdiğini belirterek dayatılan koşullara direnen Meclisin feshedilerek yeni Meclis üyelerinin seçilmesi üzerine, 23 Nisan'da yeniden toplanan konferans, 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması kabul edildi.[kaynak belirtilmeli]

Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923

[değiştir | kaynağı değiştir]

Bu antlaşma ile Türkiye Mîsâk-ı Millî sınırlarının büyük bir parçasını kapsayan Doğu Trakya, Anadolu, Güneybatı Kafkasya ve Kuzey Mezopotamya üzerindeki egemenliğini kabul ettirdi. Osmanlı Devleti tarafından 1878'de Rusya'ya karşı geçici olarak Birleşik Krallık idaresine verilip Birleşik Krallık'ın 1914'te topraklarına kattığı Kıbrıs[128] ve yine Osmanlı Devleti tarafından Uşi Antlaşması ile 1912'de Yunanistan'a karşı geçici olarak İtalya idaresine verilen On İki Ada[129] üzerindeki tüm haklarından vazgeçti; Batı Trakya'da da bazı koşullarla Yunan egemenliğini kabul etti. Türkiye ayrıca İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının silahsızlandırılarak Türkiye başkanlığındaki uluslararası bir komisyonun yönetimine bırakılmasını da kabul etti. Bu durum, 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye'nin tam egemenliği lehine değiştirildi.[130] Osmanlı borçlarının bir kısmı silinirken, bakiyesinin uzun vadede ve uygun koşullarla Türkiye tarafından ödenmesi de kabul edildi.[kaynak belirtilmeli]

Türkiye'deki gayrimüslim azınlıklara uluslararası hukukun koruması altında bazı haklar tanındı. Buna karşılık Türkiye'nin idari, hukuki, adli ve mali konulardaki bağımsızlığı onaylandı. Ekonomik ve siyasi kapitülasyonlar ise tamamıyla kaldırıldı.[131]

Antlaşmaya ekli bir protokolle, Türkiye'deki Rum azınlığı ile Yunanistan'daki Müslüman Türk azınlığın (bazı istisnalarla) zorunlu mübadelesine karar verildi.[kaynak belirtilmeli]

Cumhuriyetin ilanı, 29 Ekim 1923

[değiştir | kaynağı değiştir]

29 Ekim 1923 günü Atatürk, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan "Cumhuriyet" önergesini Türkiye Büyük Millet Meclisine verdi. Meclis önergeyi kabul etti. Böylece, Türkiye devletinin yönetim biçimi "Cumhuriyet", adı ise "Türkiye Cumhuriyeti" olarak belirlendi. Atatürk, kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk "Reis-i Cumhur"u (Cumhurbaşkanı) oldu.[kaynak belirtilmeli]

Sovyet yardımları

[değiştir | kaynağı değiştir]
Ankara Hükûmeti'ne yardım eden ülkeler.
Kurtuluş Savaşı'nın sürdüğü sırada, Afyonkarahisar'da Mustafa Kemal Atatürk Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti heyetiyle çay molasında. Soldan sağa; Batı Cephesi Komutanlığı Kurmay Başkanı Asım Gündüz, Batı Cephesi Komutanı Tümgeneral İsmet İnönü, Sovyet Rusya temsilcisi K.K. Zvonarev, Sovyet Rusya büyükelçisi Semyon Aralov, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti temsilcisi İbrahim Ebilov ve Birinci Ordu Komutanı Ali İhsan, 31 Mart 1922 günü sabahı.
Savaşta Ankara Hükûmeti'ne destek veren Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Türkiye temsilcisi İbrahim Ebilov (sağdan ikinci), Azerbaycan-Türkiye dostluk ilişkilerinin güçlendirilmesinde önemli bir rol oynadı. Girişimi ile Trabzon ve Samsun şehirlerinde Azerbaycan konsoloslukları açıldı. Ebilov'un verimli diplomatik faaliyeti ve doğrudan katılımı sayesinde Sovyet cumhuriyetleri ile Türkiye arasında bir dizi ikili ve çok taraflı antlaşma imzalandı. Nahçıvan'ın özerkliğinin temelini oluşturan 1921 Moskova ve Kars antlaşmalarını diğer Nahçıvanlı diplomat, Sovyet-Türk müzakerelerinde Azerbaycan delegasyonunun başkanı Behbud ağa Şahtahtinski ile birlikte Ebilov da imzaladı.

1917 yılında gerçekleşen Ekim Devrimi'nin ardından kurulan Sovyetler Birliği, Rus İç Savaşı (1918-1922) sürerken aynı yıllarda Anadolu süren Kurtuluş Savaşı'na yardımlarda bulundu. Bu dönemde yeni kurulan Sovyetler, Batılı devletler ile savaşan Türkiye heyeti ile diplomatik ilişkiler geliştirdi ve Türkiye'ye para ve silah yardımı gönderdi.[132]

Moskova'dan gelecek yardımları organize edip ilk resmî sevkiyatı gerçekleştiren kişi Halil Kut oldu.[133] İstanbul'da tutuklu olan Halil (Kut), kaçarak Sivas'a geldi. Mustafa Kemal tarafından Nahçıvan üzerinden Azerbaycan'a gönderildi. Halil Kut, Dışişleri Bakanı Çiçerin ve yardımcısı Lev Karahan'la görüşüp antiemperyalist bir cephe önererek askerî ve mali yardım talep etti. Ardından Harbiye Komiseri Lev Kamenev ile de görüşülerek, gizli tutulmak kaydıyla bir milyon altın lira, 60 bin tüfek, 108 sahra topu ve 12 ağır top yardımı yapılmasında uzlaşıldı. Azerbaycan'daki (Enver Paşa'nın üvey kardeşi) Nuri (Killigil) Bey'in faaliyetleri[134] nedeniyle bir gecikme yaşansa da 2 Temmuz 1919 tarihinde yardım heyeti yola çıktı. Heyet yardımın ilk taksiti olan (125.000 lira karşılığı) 500 kg altın ve Çiçerin'in Mustafa Kemal'e yazdığı mektubu da yanında taşıyordu.[135] Halil Kut, 3 Ağustos 1920 tarihindeki raporunda, 6 sandık içinde, 500 kg altın para ile yola çıkıldığını, yanlarında iki müslüman Kızıl Ordu kurmay subayı ve 20 kadar asker olduğunu da yazmıştır.[136] Azerbaycan üzerinden Anadolu'ya geçerken Ermeni saldırıları nedeniyle yardımın tümünün toplu biçimde ulaştırılması mümkün olmadı. Heyet bölündü ve altınların üçte biri[137] Halil Kut tarafından Karaköse'de (bugünkü Ağrı) Tümen komutanı Cavit Bey'e (bir başka kaynağa[138] göre ise Kâzım (Orbay) Bey'e) teslim edildi.[139][140][141]

27 Ağustos günü Karaköse'ye varan Sovyet heyetinin getirdikleriyle birlikte toplam altın miktarı 400 kg oldu. Altının bir kısmı yolda terk edilmek zorunda kalmıştı.[135] Cavit Bey Sovyet heyetini 8 Eylül günü Erzurum'a ulaştırdı. Heyeti karşılayan Karabekir hemen Ankara'ya telgraf çekerek olumlu haberi bildirdi, 200 kg altını Doğu Cephesi'nin gereksinimleri için ayırdıktan sonra kalan 200 kg altını Sovyet heyetiyle birlikte Ankara'ya gönderdi.[136] Halil (Kut)'un olumlu görüşmelerinin ardından Anadolu mücadelesi için kritik önemde olan 4-11 Eylül 1919 tarihlerindeki Sivas Kongresi'ne Mahmudov adında bir Sovyet temsilcisi katıldı.[142][143]

Yardımların toplam miktarları hakkında kesin bilgiler yoktur ve var olan bilgi ve belgeler arasında tutarsızlıklar bulunmaktadır. Bunun temel nedeni, Ankara Hükûmetinin alınan yardımları mümkün olduğu kadar gizli tutmak istemesiydi. Özellikle Karadeniz yoluyla gelen yardımların bilinmesinin denetimleri artıracağından, bunun da yardımların ulaşmasında güçlük çıkaracağından endişe ediliyordu.[144] Ayrıca özellikle teslim sırasında kayıt tutulmadığı durumlar, askeri malzemelerin farklı isimlerde kaydedilmesi gibi unsurlar da belgelerdeki istatistiklerin birbiriyle uyumlu olmamasına yol açmıştır. Fakat genel kabul gören Sovyet belgelerine göre Sovyetler tarafından Kurtuluş Savaşı için yapılan toplam 125.000 TL değerindeki altın yardımının yanında, gönderilen silah ve mühimmat listesi şöyledir:[145][146][147]

MalzemeAdet
Tüfek39.000
Makineli tüfek327
Top54
Fişek63.000.000
Top mermisi147.000
Avcı botu2
El bombası4.000
Kılıç1.500
Gaz maskesi20.000

1921 yılında da nisan, mayıs ve kasım aylarında üç bölüm şeklinde toplamda 6.500.000 altın ruble yardımı yapılmıştır. Sovyetler'in bu süre zarfında verdiği altın ruble yardımı toplamda 17.500.000 rubleyi bulmuştur.[148] 1922 yılında Josef Stalin ve Grigol Orconikidze gibi Gürcü liderler yardımın kesilmesini savunmuşlarsa da, Vladimir Lenin ve Lev Troçki yardımın sürmesini sağlamışlardır.[145]

Atatürk'ün Sovyet yardımları sonrasındaki görüşü şöyledir:[149]

Eğer Rusya’nın desteği olmasaydı yeni Türkiye’nin … istilacılar üzerindeki zafer kıyaslanmayacak kadar çok daha büyük kayıplarla kazanılabilirdi veya belki de hiç mümkün olmazdı. Rusya Türkiye’ye hem manevi, hem de maddi yardım göstermiş ve milletimizin bu yardımı unutması suç olur.

Sovyetler'in Kurtuluş Savaşı'na katkısı, Büyük Taarruz öncesindeki rakamlara göre %35 dolayında olmuştur. Asıl büyük kazanımlar, başta İstanbul olmak üzere işgal altındaki yerlerden kaçırılan silah ve mühimmat, satın alımlar, İmalat-ı Harbiye ve Tekâlif-i Milliye Emirleri yoluyla temin edilmiştir.[150][151] Ayrıca 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması ile verilen siyasi destek de çok önemlidir.[kaynak belirtilmeli]

İngiliz yardımları

[değiştir | kaynağı değiştir]
İngiliz yapımı BL 6-inç 30 cwt obüs [en] İkinci İnönü Muharebesinde Yunan ordusunun hizmetinde

Birleşik Krallık, Batı Cephesi'nde Yunanistan'ı oldukça büyük miktarlarda desteklemişti. Çoğu Yunan askerî operasyonu (örnek olarak 1920 Yunan Yaz Taarruzu) İngiliz emriyle gerçekleşmişti. 17 Şubat 1920'de Lord Curzon'un John de Robeck'e yazdığı bir notta "Yunan ordusuna Türklere saldırması için gereken emri verdiğini" söylemişti.[152]

Yunanistan başbakanı Eleftherios Venizelos'un Kasım 1920'deki düşüşünden sonra İtalya ve Fransa'nın Yunanistan'a desteği kesmesine rağmen İngiliz hükûmeti Yunanları desteklemeye devam etmişti.[153][154] Diğer bir deyimle, İngilizler, Yunanların bu "kârı şüpheli macerasının" artık tek yatırımcısı olmuştu.[154] Yani 1919-1922 yılları arasındaki Türk-Yunan savaşında Yunanistan'ı savaşın sonuna dek destekleyen tek ülke Britanya İmparatorluğu'ydu.[155][156]

İkinci İnönü Muharebesi'nden sonra -İngilizlerin de içinde bulunduğu- İtilaf Devletleri'nin tarafsızlık ilanına rağmen, Birleşik Krallık gizlice Yunanlara desteğini sürdürmekteydi.[157] Yunanlar, İngilizlerin yaptığı düşmanı hafife almama konusundaki uyarılara rağmen, Türkleri 3 ay içerisinde yeneceklerini düşünmekteydi.[158] Haziran 1921'de Yunan ordusunu teftiş etmeye gelen bir İngiliz askerî ateşesi, Yunan ordusundan "Şimdiye kadar görmüş olduğu en verimli savaş makinesi" olarak bahsetmekteydi; Balkan standartlarına göre oldukça iyi olduğunu söylemekteydi.[159] Sakarya Meydan Muharebesi'nden kısa bir süre önce İngiltere Bankası Yunanlara kısa vadeli kredi açmıştı.[160][161]

Haziran 1922'de, Birleşik Krallık'ın Atina büyükelçisi olan Francis O. Lindley [en], İngiliz hükûmetini zamanın hızla akıp gittiğini ve Yunanistan'a acil askerî, maddi ve moral destek verilmesi gerektiği konusunda uyarmıştı; yaklaşmakta olan Büyük Taarruz'u önceden sezmekteydi.[162] Bu uyarı üzerinde Yunanistan'a son destekler gönderilip Avam Kamarası'nda Lloyd George tarafından Yunan ordusuna dair övgü dolu bir konuşma yapılmıştı, hatta bu konuşma Yunan ordusuna günlük emir olarak dağıtılmıştı.[163] Kemalistler ise bu olayları, İngilizlerin Yunanların yanında olduğunu ayrıca İngilizlerin tarafsızlığının birer aldatmaca olduğunun kanıtı olarak görmüştü.[163]

Birleşik Krallık, aynı zamanda Doğu Cephesi'nde yeni kurulmuş Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti'ni yaklaşık 40.000 silah ile desteklemişti.[164][165] Daha sonra Aralık 1920'de yapılan Gümrü Antlaşması ile bu tüfekler ele geçirilmiş, Ocak 1921'de Türk Millî Hareketi'nin lideri Mustafa Kemal Paşa ise ele geçirilen silahlar için İngiliz başbakanı David Lloyd George'a teşekkür eden ironik bir mektup göndermişti.[164][165]

Birleşik Krallık, Millî Mücadele karşıtı olan İstanbul Hükûmeti'ne de desteklerde bulunmuştu, örneğin İstanbul Hükûmeti tarafından Millî Mücadele karşıtı fetvalar İngiliz uçaklarıyla ve arabalarıyla halka dağıtılmıştı;[166] aynı zamanda yaklaşık 4.000 kişiden oluşan[167] Kuvâ-yi İnzibâtiye ordusuna silah/mühimmat desteği sağlayıp askerlerin maaşını da ödemekteydi.[168]

Diğer yardımlar

[değiştir | kaynağı değiştir]
Uşak'ta 6 Ocak 1923'te çekilmiş bir fotoğraf (Frédéric Gadmer, Albert Kahn Koleksiyonu). Yunan ordusu 1922 sonbaharında batıya doğru kaçarak kırları yok etti. Uşak'taki bu lokomotif, Yunan ordusunun geri çekilmesi sırasında bu bölgede meydana gelen tahribatı göstermektedir.

Kurtuluş Savaşı sırasında düzensiz Türk kuvvetleri Adana, Maraş, Antep ve Urfa'yı işgal eden Fransız ordusuna karşı savaşmıştır. Aralık 1919-Mayıs 1920 arasında altı ay süren çatışmalar, 31 Mayıs 1920'de ateşkes ile sonuçlanmıştır. Bu tarihten sonra Fransa uluslararası planda genellikle Ankara Hükûmetini desteklemiş, Ekim 1921'de Anadolu'dan çekilen Fransız kuvvetleri, Türk tarafına önemli boyutta silah ve mühimmat teslim etmiştir.[kaynak belirtilmeli]

1919 Mayıs'ında İzmir'in Yunanlarca işgalini kendi çıkarlarına yönelik bir saldırı olarak değerlendiren İtalya, Kurtuluş Savaşı süresince Türk tarafını desteklemiştir. 1919 yazında Kuşadası cephesinde Yunan ve İtalyan kuvvetleri çatışmıştır.[kaynak belirtilmeli]

İzmir'in işgali sırasında (1919) Yunanlar tarafından katledilen Türkler.

Yunan askerleri Kurtuluş Savaşı'nın Batı cephesinde ve Trakya'da 1919-1922 yılları arasında Türk halkına karşı katliamlar yaptı. Tarihî rapor ve evraklara göre Yunan birlikleri köyleri yağmaladı ve kadınlara tecavüz etti. Kimi zamansa bölgedeki Müslümanlar Yunan askerleri tarafından din değiştirerek Hristiyan olmaya zorlandı.[105] Dumlupınar Muharebesi'nden (1922) sonra geri çekilmeye başlayan Yunan birlikleri eş zamanlı olarak Türk köylerini ateşe vermeye başladı. Bu on binlerce evin kül olmasında ve bir o kadar da Türk'ün ölümüne yol açtı.[107] Amerikalı Profesör Justin McCarthy'nin hesaplamalarına göre Batı Cephesi'nde 640.000 Türk Yunanlar tarafından öldürüldü.[106]

Birinci Dünya Savaşı'nın son dönemlerinde ve Kurtuluş Savaşı'nın hemen başlangıcında (1918-1919 yılları arası) Doğu Anadolu'daki Ermeni kuvvetleri, komitalar ve çeteler halinde, yerel Türk ahalisine karşı katliamlar icra etmiştir. Brest-Litovsk Antlaşması'ndan (1917) sonra Kafkasya Osmanlı hakimiyetine girmişti fakat Türk ordusu Mondros Ateşkes Antlaşması (1918) gereği Kafkasya'da fethettiği topraklardan çekildi. Buradaki güç boşluğunu dolduran Ermeni militanları Kars, Ardahan, Batum'da katliamlara başladı. Kurtuluş Savaşı dönemine eş zamanlı olarak İtilaf devletlerince işgal edilen Çukurova bölgesinde de Ermeniler Türk ahalisine karşı katliamlar gerçekleştirdi. Yapılan hesaplamalara göre Ermeniler tarafından öldürülen Türk sivillerin sayısı 363.000 civarındadır.[108]

Basın ve kamuoyu

[değiştir | kaynağı değiştir]

Osmanlı'nın son yılları ve Kurtuluş Savaşı döneminde Batı'da (başta Birleşik Krallık ve Fransa) Türklere karşı bir önyargı bulunmaktaydı. Türkler Batılılar tarafından "Korkunç Türk" (Terrible Turk) gibi aşağılayıcı isimlerle anılıyordu. Batılılar Milli Mücadele döneminde Atatürk taraftarlarını "Kemalist" olarak adlandırıyordu ve onları "aşırı milliyetçi" görüyorlardı. Batı'da böyle bir kamuoyunun oluşmasında Cihan Harbi sırasında propaganda olarak yayımlanan The Murderous Tyranny of the Turks [Türklerin Kanlı İstibdatı] (1917) gibi kitaplar etkiliydi. Batı gazetelerinde (başta Times gazetesi) görülen başka bir anlatıya göre Türk Ulusal Kuvvetleri Sovyet rejiminin bir uzantısı olarak görülüyor ve Türklerin zaferleri Sovyetler'in desteği öne çıkarılarak açıklanıyordu. Bu gazeteler aynı zamanda kamuoyunu Türklere karşı harekete geçirmek için savaş sırasında ölen Yunan ve Ermenilerin sayılarını abartıyordu. Kurtuluş Savaşı'nın ilerleyen dönemlerinde harbin Türklerin lehine dönmesi sonucu gazetelerin Türk tarafına karşı olan yaklaşımı olumlu yönde değişti.[169]

İstanbul Hükûmeti'ne bağlı gazeteler Kurtuluş Savaşı'na karşı genelde kayıtsızdı. Örneğin çoğu İstanbul gazetesi sayfalarında Erzurum ve Sivas kongrelerine yer vermemişti. Basının öneminin farkında olan Mustafa Kemal Paşa savaş sırasında Sivas'a çektiği bir telgrafta Avrupa kamuoyunu Türklerin tarafına çekebilmek için diğer milletlerle ilişkileri kötü etkileyebilecek davranışlardan kaçınılması ve onları kendi saflarına çekebilecek yazılar yazılması istediğini belirtti. Buna ek olarak Mustafa Kemal Paşa savaşı Türklerin tarafından duyurabilmek için İrade-i Milliye gazetesinin çıkarılmasına önayak oldu.[170]

Adlandırma ve sınıflandırma

[değiştir | kaynağı değiştir]

Kurtuluş Savaşı, İstiklâl Harbi veya Milli Mücadele olarak da bilinir. İngilizceye genelde Turkish War of Independence veya Turkish War of Liberation şeklinde çevrilir. Yunanlar, Fransızlar ve Ermeniler savaş gayretlerini birlikte koordine etmeseler de bu savaş Türklerin gözünde tek bir stratejik bütün oluşturmaktaydı. Bazı kaynaklar Türklerin konvansiyonel harbe (Yunan ve Ermenilere karşı), düzensiz harbe (Fransızlara karşı), kontrgerilla harekâtına (isyancılara karşı) ve caydırma taktiğine (Boğazlar bölgesinde İngilizlere ve Fransızlara karşı), propaganda mücadelesine, diplomatik manevralara (Bolşeviklerin desteğini almaları) bir arada başvurması nedeniyle savaşı "hibrit savaş" kavramının ilk örneklerinden birisi olarak sınıflandırmaktadır.[171] Yunan tarihçi Konstantinos Travlos, Kurtuluş Savaşı için "savaşlardan oluşan bir savaş" betimlemesini de kullanmıştır.[172]

Bu mücadelenin Batı Cephesi bölgedeki jeopolitik dengeleri tersine çevirmişti. Megali İdea'nın son bulması, nüfus mübadelesi gibi olaylara yol açmıştı. Ayrıca -döneminde pek önem gösterilmeyen- savaş stratejilerinin ünlenmesi ve savaş taktiklerinde değişikliğe gidilmesini de sağladı ve topyekûn savaşın birer örneğiydi.[173]

1925'te Hasan Sabri tarafından hazırlanmış Hatıra-i Zafer. Başkumandan Mustafa Kemal Paşa (Atatürk) üstte ve diğer generaller altta, soldan sağa: Halid Paşa (Karsıalan), Kemaleddin Sami Paşa (Gökçen), Nureddin Paşa (Konyar), Kâzım Paşa (Özalp), Ali İhsan Paşa (Sâbis), Kâzım Karabekir Paşa, İsmet Paşa (İnönü), Fevzi Paşa (Çakmak), Muhiddin Paşa (Akyüz), Refet Paşa (Bele), Cafer Tayyar Paşa (Eğilmez), Cevat Paşa (Çobanlı) ve Selahattin Âdil Paşa.
Türk hükûmeti tarafından savaşın 100. yılı için hazırlanmış logo

Azerbaycanlı siyasi muhacir, yazar Abay Dağlı Türk Kurtuluş Savaşı konulu "Sakarya" (1965), "Atatürk" (1966), "Sakarya Çetesi" (1969), "Malazgirt'ten Sakarya'ya" (1971), "Sakarya'da 22. Gün" (1971) 1965 ile 1974 arasında) ve "Babanın Anıları" (1974) adlı altı oyun yazdı ve yayımladı.[174]

İlgili marşlar

[değiştir | kaynağı değiştir]
  1. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra ülke genelinde merkezî olmayan yerel direniş hareketleri bulunmaktaydı.[3] Aralık 1918'deki Hatay Dörtyol'daki direniş de buna birer örnekti.[4] Başka bir örnek ise Kuzay Irak'taki direnişlerdi.[3] Mustafa Kemal Paşa'nın 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkmasıyla ise düzenli bir direniş oluşmaya başlamıştı.[5]
    Büyük Taarruz ve ardıl Çanakkale Krizi'nden sonra ise Mudanya Ateşkesi 11 Ekim 1922'de imzalandı.[6] Ateşkese karşın, Kuzey Irak'ta Şefik Özdemir bey komutasındaki birlikler İngilizlerle çatışmayı sürdürmekteydi. İngilizlerce Nisan 1923'te düzenlenen bir harekât sonrası Özdemir Bey İran'a çekilmek zorunda kaldı.[7] Lozan Antlaşması gereğince İngiliz ordusu 4 Ekim 1923'te İstanbul'u tahliye etti ve ardından Türk ordusu şehre girip yaklaşık 5 yıl süren işgalden kurtardı.[8] Bu olaylar yaşanırken sürmekte olan Aynacıoğulları Ayaklanması ise 21 Kasım 1923'te bastırılarak Türk Kurtuluş Savaşı ile ilgili olan son askerî olay da bitmiş oldu.[9]
  2. İtalya, para ve silah desteğinden çok; işgal ettiği bölgelerde posta teşkilatı, cami onarımı vs. ile Ankara Hükûmeti'ne destek olmuştur.[18]
  3. 1 2 Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu kuvvetlerinden 150 asker, İngilizler'in 9 Mart 1919'da Samsun'u işgal etmelerinden sonra bölgeye gelmişti.[30] Ayrıca, Çanakkale Krizi yaşanırken Britanya İmparatorluğu'nun talebi üzerine (Newfoundland Dominyonu ile birlikte) Yeni Zelanda Dominyonu bölgeye 1 (bir) adet askerî tabur göndermişlerdi.[31]
  4. İki tümen.[56]
  5. 16 asker—Tel Afer Ayaklanması[89]
    3 asker, 5 uçak, 2 makineli tüfek—12 Eylül 1921'de Revandiz'de Türkler ve Kürtlerle, İngilizlerle çıkan bir çatışma[90]
    4 ölü, 5 yaralı asker—12 Aralık 1921, Babaçiçek Boğazı Muharebesi[34]
    8 asker—Aralık 1921-Mart 1922 arasındaki çatışmalarda[91]
    100+ fazla asker, 6 makineli tüfek, 2 top—Derbent Muharebesi[92]
  6. Bu adlandırmanın yanı sıra savaş dönemi kullanılan şekilleriyle İstiklâl Harbi (Osmanlıca: استقلال حربى, romanize: İstiklâl Harbi) veya Millî Mücadele olarak da bilinmektedir.
  1. İstanbul'daki rejim ve rejimin taraftarları, Mustafa Kemal'in önderlik ettiği hareketi destekleyen herkesi, küçümser bir yaklaşımla, "Kemalistler", "Kemalîler" ve "Kemalciler" olarak adlandırdı. "Kemalîler" adlandırması Celalîlere bir atıftı. Dış basın "Kemalistler" adlandırmasını Ankara merkezli hareketi ve o hareketin silahlı gücünü belirtmek için "milliyetçiler" adlandırması ile eş anlamlı olarak kullandı.
  2. Ayrıntılı bilgi için Türk Kurtuluş Savaşı ve Amerika Birleşik Devletleri maddesi okunabilir.
  3. Düzenli ordu kurulduğunda birliklerdeki mevcut subay ve er sayıları:[44]
    Batı Cephesi Komutanlığı: 1.728 subay ve 27.571 er
    Doğu Cephesi Komutanlığı: 1.425 subay ve 20.181 er
    Elcezire (Diyarbakır) Cephesi Komutanlığı: 700 subay ve 6.066 er
    3. Kolordu Komutanlığı: 477 subay ve 9.256 er
    Adana Havalisi K. Komutanlığı: 360 subay ve 11.212 er
    Kastamonu Havalisi Komutanlığı: 143 subay ve 2.527 er
    Ankara Komutanlığı: 399 subay ve 4.471 er --- Toplam: 5.232 subay ve 81.284 er (=86.516 asker)
  4. Büyük Taarruz öncesi Ankara Hükûmeti'nin eli altında bulunan 6 milyona yakın halktan 270.000 kadar insan silah altına alınmıştı. Bu nüfustan 23 piyade tümeni, 6 süvari tümeni örgütlenmişti. Ayrıca 3 piyade alayı, 5 zayıf mevcutlu sınır alayı, bir süvari tugayıyla üç süvari alayı hesaba katılırsa 24 piyade ve 7 süvari tümeni eşdeğerinde sayılabilirdi. Doğu Cephesi'ne 2 piyade, 1 süvari tümeni, Erzurum ve Kars müstahkem mevkileri ve 5 sınır alayı (29.514 insan); El-Cezire Cephesi'ne (Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Fırat nehrinin doğusu) 1 piyade tümeni ve 2 süvari alayı (10.447 insan); Merkez Ordusu bölgesine 1 piyade tümeni ile 1 süvari tugayı (10.000 insan); Adana Dolayları Komutanlığı bölgesine 2 tabur (500 insan); Gaziantep bölgesine 1 piyade ve 1 süvari alayı (1000 insan); yurt içi birlik ve kurumlarına 12.000 insan ve birlik bırakıldıktan sonra Batı Cephesi'ne 18 piyade tümeni ve 5 süvari tümeni (bağımsız tugay ve alaylarla 19 piyade tümeni ve 5,5 süvari tümeni eşdeğerindedir) 207.942 asker getirilmişti.[45]
  5. Birleşik Krallık İstanbul'u işgal etti, ardından Yunan birlikleriyle 1920 Yunan Yaz Taarruzu'nda doğrudan Türk milis kuvvetlerine karşı savaştı.[57][58][59][60] Ayrıca İngiliz birlikleri Türkiye'de Mudanya gibi birçok şehri işgal etti.[61] Deniz çıkarma kuvvetleri 25 Haziran 1920 gibi erken bir tarihte Mudanya'yı ele geçirmeye çalıştı, ancak inatçı Türk direnişi İngiliz kuvvetlerine zayiat verdirdi ve onları geri çekilmeye zorladı. Küçük Türk düzensiz kuvvetlerinin sayısal olarak üstün düşman birliklerine karşı başarılı geciktirme operasyonlarının birçok örneği vardı.[62] Aynı zamanda Irak'ın kuzeyinde Türk milisler, Kürt ve Türkmen gönüllüler ile İngiliz askerleri arasında çatışmalar yaşanıyordu; bu çatışmaların bir örneği 31 Ağustos 1922'deki Derbent Muharebesi'ydi.[63][64][65] Ankara merkezli Kemalist harekete karşı diplomatik olarak da mücadele eden Birleşik Krallık, Eylül 1922'de büyük bir savaşın eşiğine geldi (Çanakkale Krizi).
  6. İtalya, İstanbul'u ve Güneybatı Anadolu'nun bir bölümünü işgal etti, ancak Türk ordusu ile hiçbir zaman doğrudan savaşmadı. İşgal sırasında İtalyan birlikleri, İtalyan ordusunun işgal ettiği bölgelerde yaşayan Türk sivilleri Yunan birliklerinden korudu ve Yunan ordusunun işgal ettiği bölgelerden kaçmak zorunda kalan Türk mültecileri kabul etti.[66] Temmuz 1921'de İtalya, birliklerini Güneybatı Anadolu'dan çekmeye başladı.
  7. Savaş meydanında ölenler: 9.167 (662 subay ve 8.505 er)
    Yaralanma sonunda hastanede ölenler: 2.474 (75 subay ve 2.399 er)
    Hastalıktan hastanede ölenler: 22.690 (147 subay ve 22.543 er)
    Askere alma mıntıkalarında ölenler: 2.956 (118 subay ve 2.838 er)
    Kıtalarda muhtelif sebepten ölenler: 688 er --- Toplam: 37.975 ölü[74]
  8. Yunanistan’ın elinde bulunan Türk harp esirleri konusunda Türk ve Yunan tarafları farklı rakamlar vermişlerdir. Yunan Kızılhaçı Türk esir sayısını 510 subay, 6.012 asker 309 sivil olmak üzere 6.813 olarak verirken, mübadeleye esas olan Türk esir sayısı ise 329 subay, 6.002 asker ve 15.742 sivil esir olarak belirtilmiştir. Fakat başka kaynaklara göre farklı esir sayıları mevcuttur.[76]

Ayrıca bakınız

[değiştir | kaynağı değiştir]
  1. Ezel Shaw, The Turkish War of Independence, 1918-1923 6 Şubat 2026 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Cambridge University Press, ss. 340-372, 2010.
  2. Sina Akşin, "Türkiye'de Büyük Olaylar (1918-1924)", Kısa 20. Yüzyıl Tarihi, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  3. 1 2 Ryan Gingeras, The Last Days of the Ottoman Empire, Penguin Books.
  4. MİLLÎ MÜCADELE'DE İLK KURŞUN 13 Aralık 2025 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Dr. Kemal Çelik.
  5. "MUSTAFA KEMAL'İN SAMSUN'A ÇIKIŞI". 21 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ağustos 2026.
  6. Mudanya Ateşkes Antlaşması ve İsmet Paşa 15 Ocak 2025 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., İnönü Vakfı.
  7. Sluglett, Peter (1976). "The Kurdish Problem and the Mosul Boundary: 1918-1925". Ithaca. ss. 116-125. 17 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ağustos 2026.
  8. İstanbul’un Kurtuluşunun 101. Yıl Dönümü Kutlu Olsun 1 Aralık 2024 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., T.C. İstanbul Valiliği
  9. Kissane, Bill (2022). "Was There a Civil War in Anatolia between the Ottoman Collapse in World War I and the Establishment of the Republic of Turkey in 1923?". Journal of Modern European History. Sage Journals. 20 (4): 453-467. doi:10.1177/16118944221130213. JSTOR 273603034 Ağustos 2026.
  10. Tate, Chester Neal (2006). Governments of the World: A Global Guide to Citizens' Rights and Responsibilities [Dünya Hükûmetleri: Vatandaşların Hakları ve Sorumluluklarıyla İlişkin Küresel Bir Kılavuz]. 4. ABD: Macmillan Reference. s. 205. ISBN 9780028658155. Erişim tarihi: 5 Mart 2025. The Ottomans entered World War I (1914-1918) on the side of Germany and faced disastrous consequences as a result. The country was partitioned by the victors—British, French, and Italians. That situation led to the Turkish War of Independence led by Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938). The war ended with a Turkish victory; the sultanate and caliphate were abolished; and on October 29, 1923, the Turkish Republic was officially proclaimed.
  11. Robert Blake, The Unknown Prime Minister: the Life and Times of Andrew Bonar Law, 1858-1923 (London: Eyre & Spottiswoode, 1955), s. 444.
  12. Al-Jaf, Ranjdar Azeez (2018). BRITISH POLICY TOWARDS THE GOVERNMENT OF THE MOSUL VILAYET 1916-1926 (PDF) (PhD). Leicester: Leicester Üniversitesi. s. 138. Erişim tarihi: 8 Ağustos 2026. The confrontation between British and Turkish forces at Chanak in September 1922 was a significant factor in the fall of Lloyd George’s coalition government that October.[11]
    • Psomiades, Harry J. (2000). The Eastern Question, the Last Phase: a study in Greek-Turkish diplomacy. Pella. Ss. 27–38. ISBN 0-918618-79-7.
    • Macfie, A. L. (1979). "The Chanak affair (September–October 1922)". Balkan Studies. 20 (2): 309–41.
    • Heper, Metin; Criss, Nur Bilge (2009). Historical Dictionary of Turkey. Scarecrow Press. ISBN 978-0-8108-6281-4. Archived from the original on 28 March 2024. Retrieved 13 October 2020.
  13. Jelavich, Barbara (1983). History of the Balkans: Twentieth century. Cambridge University Press. s. 131. ISBN 978-0-521-27459-3.
  14. The Place of the Turkish Independence War in the American Press (1918-1923), Bülent Bilmez 2 Haziran 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.: "...the occupation of western Turkey by the Greek armies under the control of the Allied Powers, the discord among them was evident and publicly known. As the Italians were against this occupation from the beginning, and started "secretly" helping the Kemalists, this conflict among the Allied Powers, and the Italian support for the Kemalists were reported regularly by the American press." ("...Batı Türkiye'nin İtilaf Devletleri'nin kontrolündeki Yunan ordularınca işgal edilmesi(nin yarattığı) ihtilaf aşikardı ve herkesçe biliniyordu. İtalyanlar bu işgale başından beri karşı çıktıklarında ve Kemalistlere "gizlice" yardım etmeye başladıklarında, İtilaf Devletleri arasındaki bu çatışma ve İtalyanların Kemalistlere verdiği destek, Amerikan basını tarafından düzenli olarak rapor edildi.")
  15. "Mütareke Döneminde Mustafa Kemal Paşa-Kont Sforza Görüşmesi, Mevlüt Çelebi" (PDF). 22 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 23 Ağustos 2019.
  16. "Mustafa Kemal Paşa – Kont Sforza ve İtalya İlişkisi". 23 Ağustos 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ağustos 2019.
  17. Erdem, Ali Kemal (30 Temmuz 2021). "Kurtuluş Savaşı'nda hangi ülkelerden yardım geldi? İşgalci hangi devletler, neler gönderdi?". Independent Türkçe. 7 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Haziran 2024.
  18. "Внешняя политика Азербайджана в годы cоветской власти" (PDF). 21 Aralık 2014 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Aralık 2014.
  19. "Atatürk, Nerimanov ve Kurtuluş Savaşımız". 24 Aralık 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 24 Aralık 2014.
  20. Andican, A. Ahat (2007). Turkestan Struggle Abroad From Jadidism to Independence. SOTA Publications. s. 78–81. ISBN 908-0-740-365. 9 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Mart 2020.
  21. "Özbekistan'dan Gelen Bir Haber". 8 Nisan 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Nisan 2017.
  22. "İki Halk Kahramanı M. Kemal Atatürk ve M. Ali Cinnah". 20 Eylül 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 16 Eylül 2018.
  23. "Hindistan Müslümanlarının Milli Mücadelede Türkiye'ye Yardımları". Elbistan Kaynarca. 13 Aralık 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 2 Haziran 2015.
  24. 1 2 3 4 5 Western Society for French History. Meeting: Proceedings of the ... Annual Meeting of the Western Society for French History, New Mexico State University Press, 1996, sayfa 206 17 Eylül 2014 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  25. Briton Cooper Busch: Mudros to Lausanne: Britain's Frontier in West Asia, 1918-1923, SUNY Press, 1976, ISBN 0-87395-265-0, sayfa 216 8 Haziran 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  26. "British Indian troops attacked by Turks; thirty wounded and British officer captured-- Warships' guns drive enemy back 3 Aralık 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.," New York Times (June 18, 1920).
  27. "Allies occupy Constantinople; seize ministries; Turkish and British Indian soldiers killed in a clash at the War Office 3 Aralık 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.," New York Times (March 18, 1920).
  28. 1 2 3 4 Erickson, Edward J. (2021). The Turkish War of Independence : A military History, 1919-1923 [Türk Kurtuluş Savaşı : Bir askerî tarih, 1919-1923] (kitap) (İngilizce) (ABC-CLIO bas.). ABD: Bloomsbury Publishing. ss. 321-322. ISBN 9781440878428. 28 Temmuz 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Temmuz 2026. There was one lingering active military front in October 1922 north of the disputed city of Mosul. The British organized an irregular force composed of 2,000 Nestorian Christians, 500 Armenian nationalists, 700 to 800 Indian Army soldiers, and 1,200 Arab gendarmes with two artillery batteries and 30 aircraft (altogether about 4,500 armed men). They expanded their zone of control north to Zakho and Olmadiye and east to Kirkum. On October 19, Ankara ordered the Elcezire Front to push the irregulars back to the south, and the General Staff established two expeditionary forces, one from Cizre advancing southeast along the Euphrates River, and the second from Hakkâri advancing south along the Tigris River. These were not inconsequential forces. Ankara assembled troops from as far away as Kars and Sarıkamıs¸ and allocated each group three or four infantry regiments, an assault battalion, cavalry, and artillery detachments. Altogether, the Elcezire Front Command deployed 5,800 infantrymen, 1,350 cavalrymen, 86 heavy and light machine guns, and 16 artillery pieces, and the two groups marched south on November 22, 1922. They advanced south to within 80 kilometers of Mosul when they were stopped by the government because of the impending Lausanne Conference.
  29. 1 2 3 Sarısakal, Baki (2002). Bir Kentin Tarihi: Samsun. Samsun: Samsun Valiliği. s. 27. ISBN 978-975-585-289-8.
  30. Steiner, Zara (2005). The lights that failed : European international history, 1919-1933. Oxford: Oxford University Press. ISBN 978-0-19-151881-2. OCLC 86068902.
  31. 1 2 Güztoklusu, Murat (2006). Elcezire ve Özdemir Harekatı. Ümit yayıncılık. ISBN 978-975-8572-92-2.
  32. "British Military Aviation in 1922" (İngilizce). Birleşik Krallık: Royal Air Force. 2025. 9 Mart 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Ağustos 2026. 5 September:
    After the First World War, Turkey makes strenuous attempts to extend its control to Mesopotamia (renamed Iraq in September 1921), going as far as massing troops on the Turkish-Iraqi border and infiltrating irregular forces into Iraq. By August 1922, irregulars, working with the local Kurdish tribes, have occupied Rowanduz and are probing towards Rania and Sulaimaniya. During the month, a mixed column of Imperial troops and levies, sent to restore the situation, are forced to retreat and it is subsequently decided to evacuate Sulaimaniya. Eighteen Royal Air Force (RAF) transport aircraft participate in the evacuation, which begins on this date.
  33. 1 2 Cox, Sir Percy (20 Aralık 1921). CAB 24/131/86, The Situation at Rowanduz. The National Archives. s. 444. 10 Ağustos 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Ağustos 2026. Following on arrival of eighty additional Turkish infarty at Rowanduz (Reported on July 18th) the Surchi led by Obeidullah and supported by Turks have resumed offensive. [...] A force of (? one) squadron levies and thirty five police which left Arbil on December 13th to carry out a road reconnaisance was heavily fired on neighborhood of Babachichek [...] Our casualties were four rank and file killed and five wounded. Lioutenant Bois was also wounded in forearm.
  34. "ABD "Türkiye'nin paylaşılması"nda nasıl rol almıştı". Odatv. 19 Mart 2014. 9 Temmuz 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Mayıs 2016.
  35. Kissane, Bill (2022). "Was There a Civil War in Anatolia between the Ottoman Collapse in World War I and the Establishment of the Republic of Turkey in 1923?". Journal of Modern European History. SageJournals. 20 (4): 453-467. doi:10.1177/16118944221130213. JSTOR 27360303. s. 461. "10.000 copies of the fatwa were issued, with some distributed by British ... and British armoured cars."
  36. Türk İstiklal Harbi Serisi, 6. Cilt, İstiklal Harbinde Ayaklanmalar, s. 126
  37. Kenan ESENGİN, Millî Mücadelede Ayaklanmalar, ss. 175-189, Kum Saati Yayınları, 2006
  38. M. Şevki YAZMAN, Anadolu'nun İşgali, ss. 83-84, Kum Saati Yayınları, 2006, İstanbul
  39. A. Nedim ÇAKMAK, İşgal Günlerinde İşbirlikçiler Hüsnüyadis Hortladı, s. 54-55, Kum Saati Yayınları, 2006, İstanbul
  40. "Arşivlenmiş kopya". 24 Mart 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 31 Mart 2020.
  41. "Koçgirili Alişer'in İki Mektubu". Kürt Tarihi. 19 Ocak 2022. 28 Ağustos 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 28 Ağustos 2024.
  42. News Times, sayı 6, sayfa 6, Şubat 2011 27 Nisan 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  43. 1 2 3 4 Genelkurmay Başkanlığı, Türk İstiklal Harbinde Batı Cephesi, C.II, 2. Kısım, Ankara 1999, sayfa 225
  44. 1 2 Celâl Erikan, Rıdvan Akın: Kurtuluş Savaşı tarihi, Türkiye İş̧ Bankası Kültür Yayınları, 2008, ISBN 9944884472, sayfa 339 2 Aralık 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  45. Lord Kinross, Ataturk, 1969, ISBN 0-688-01084-9, sayfa 154
  46. Ground Warfare: an International Encyclopedia, 1, ABC-CLIO, 2002, s. 337, ISBN 1-57607-344-0, 3 Ocak 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi23 Nisan 2013.
  47. Atilla Kollu, Büyük Zafer (Öncesi ve Sonrası İle) 10 Haziran 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Atatürk Araştırma Merkezi, (Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, sayı 24, Cilt VIII, Temmuz 1992), Kaynaktan= Türk ordusu: 8.658 subay ve 199.283 er (=207.941 asker), Yunan ordusu: 6.546 subay ve 218.432 er (=224.978)
  48. A. A. Pallis: Greece's Anatolian Venture - and After 7 Mart 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Taylor & Francis, sayfa 56 (dipnot 5). (İngilizce)
  49. T. Walter Williams: When Greek meets Turk; How the Conflict in Asia Minor Is Regarded on the Spot - King Constantine's View 2 Haziran 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., The New York Times, 10.09.1922 tarihli makale. (İngilizce)
  50. Isaiah Friedman: British Miscalculations: The Rise of Muslim Nationalism, 1918-1925, Transaction Publishers, 2012, ISBN 1412847109, s. 239.
  51. Charles à Court Repington: After the War, Simon Publications LLC, 2001, ISBN 1931313733, s. 67.
  52. Guchlu, Yucel (2010). "The Struggle for Mastery in Cilicia: Turkey, France, and the Ankara Agreement of 1921". The International History Review. Taylor & Francis. 23 (3): 580-603. doi:10.1080/07075332.2001.9640941. JSTOR 4010875128 Temmuz 2026. Keeping eighty thousand troops in the region cost France 500 million francs a year.
  53. 1 2 Ronald L. Tarnstrom: Balkan battles, Trogen Books, 1999, ISBN 0922037140, s. 107.
  54. Zekeriya Türkmen, (2002), İstanbul'un işgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar (13 Kasım 1918 – 16 Mart 1920), Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, XVIII (53): sayfa 338–339.
  55. 1 2 "Türk İstiklal Harbi Güney cephesi", Türk İstiklal Harbi Serisi, s. 43, Genelkurmay ATASE başkanlığı
  56. "British to defend Ismid-Black Sea line" 25 Şubat 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., The New York Times, 19 Temmuz 1920.
  57. "Greeks enter Brussa; Turkish raids go on" 27 Şubat 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., The New York Times, 11 Temmuz 1920.
  58. "Turk Nationalists capture Beicos" 1 Mart 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., The New York Times, 7 Temmuz 1920.
  59. "Allies occupy Constantinople; seize ministries" 25 Şubat 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., The New York Times, 18 Mart 1920.
  60. "British to fight rebels in Turkey" 24 Şubat 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., The New York Times, 1 Mayıs 1920.
  61. Nurettin Türsan, Burhan Göksel: Birinci Askeri Tarih Semineri: bildiriler, 1983, page 42 17 Ekim 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  62. Güztoklusu, Murat (2006). Kurtuluş Savaşı'nın son cephesi: Elcezire ve Özdemir harekâtı (Türkçe). Ümit Yayıncılık. s. 81. Erişim tarihi: 14 Haziran 2026.
  63. Othman, Ali (2017). "The career of Ozdemir: a Turkish bid for northern Iraq, 1921–1923". Middle Eastern Studies. Taylor & Francis: 7. doi:10.1080/00263206.2017.133259514 Haziran 2026. Birden fazla |sayfalar= ve |sayfa= kullanıldı (yardım)
  64. Saral, Ahmet Hulki (2009). Kaptan, Atike; Keskin, Alev (Ed.). Türk İstiklal Harbi Güney Cephesi (PDF). Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları. 4. Genelkurmay Basımevi. ss. 309-310. ISBN 978-975-409-561-6. 21 Şubat 2025 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Haziran 2026.
  65. Millî Mücadele’de İtalyan İşgalleri, Mevlüt Çelebi
  66. Halil Aytekin, Kıbrıs’ta Monarga (Boğaztepe Ermeni Lejyonu Kampı), Türk Tarih Kurumu Basımevi-2000, s. 97.
  67. Anahide Ter Minassian: La république d'Arménie. 1918-1920 La mémoire du siècle., éditions complexe, Bruxelles 1989 ISBN 2-87027-280-4, p. 220
  68. Jowett, Philip (2015). Armies of the Greek-Turkish War, 1919-22 [Yunan-Türk Savaşının Orduları, 1919-22] (İngilizce). Bloomsbury Publishing. s. 6. ISBN 9781472806857. Erişim tarihi: 20 Haziran 2026. Turkish-Armenian War, fought between 40,000-strong but poorly armed Army of Democratic Republic of Armenia, and 19,700-strong Nationalist Army of the East, the latter includes the strongest remaining Ottoman Army formation, XV Corps under command of Kazim Karabakir with 12,000 men and 40 guns. Nationalists' victory secures the eastern frontier, and releases large number of troops for coming campaigns against the Greeks.
  69. "Dr. Yunus Kobal: Milli Mücadele'de İç Ayaklanmalar, Hacettepe Üniversitesi". 20 Şubat 2014 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 21 Aralık 2011.
  70. kurtulussavasi.org, Savaşlar ve Antlaşmalar: TBMM'ye karşı ayaklanmalar 13 Ekim 2012 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  71. Jowett, Philip (20 Temmuz 2015). Armies of the Greek-Turkish War 1919–22. Bloomsbury Publishing. s. 45. Erişim tarihi: 17 Eylül 2016 Google Books vasıtasıyla.
  72. 11 Ağustos 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. kurtulussavasi.org, Savaşlar ve Antlaşmalar: Batı Cephesi Savaşları
  73. 1 2 3 Ergün Aybars, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Üniversitesi Basımevi, 1986, ss. 341-348.
  74. Osman Akandere, 1923 Yılı Ortalarında Uluslararası Kızılhaç Komitesince Görevlendirilen Heyetin Anadolu’daki Teftiş Gezileri ve Hazırladıkları Rapor 10 Aralık 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı 53, Cilt: XVIII, Temmuz 2002
  75. 1 2 Ahmet Özdemir, Savaş esirlerinin Milli mücadeledeki yeri 18 Eylül 2017 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Cilt: 2 Sayı: 6 Yayın Tarihi: 1990, ss. 325-333 (PDF ss. 5-13).
  76. Andrew Mango, Atatürk, 1999, İstanbul, s. 307
  77. Clodfelter, Micheal. Warfare and armed conflicts : a statistical encyclopedia of casualty and other figures, 1492/2015 (Fourth ed.). s. 346.
  78. Επίτομος Ιστορία ΕκστρTopατείας Μικράς Ασίας 1919–1922 (Abridged History of the Campaign of Minor Asia), Directorate of Army History, Athens, 1967, Table 2 (Yunanca)
  79. Ali Çimen, Göknur Göğebakan: Tarihi Değiştiren Savaşlar, Timas Yayınevi, ISBN 9752634869, 2. Cilt, 2007, s. 321.
  80. Stephen Joseph Stillwell, Anglo-Turkish relations in the interwar era, Lewiston, New York: Edwin Mellen Press, 2003, 0773467769, page 46 9 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  81. Richard Ernest Dupuy, Trevor Nevitt Dupuy, The Harper encyclopedia of military history: from 3500 BC to the present, 0062700561, HarperCollins, 1993, page 1087
  82. Revue internationale d'histoire militaire - Issues 46-48, University of Michigan, 1980, page 227 9 Haziran 2022 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  83. Erickson, Edward J. (2021). The Turkish War of Independence : A military History, 1919-1923 [Türk Kurtuluş Savaşı : Bir askerî tarih, 1919-1923] (kitap) (İngilizce) (ABC-CLIO bas.). ABD: Bloomsbury Publishing. s. 172. ISBN 9781440878428. Erişim tarihi: 28 Temmuz 2026.
  84. Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları: Yoksa Siz De Mi Kandırıldınız?, s. 172.
  85. Pars Tuğlacı: Tarih boyunca Batı Ermenileri 10 Mart 2016 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Pars Yayın, 2004, ISBN 975-7423-06-8, s. 794.
  86. Christopher J. Walker, Armenia: The Survival of a Nation, Croom Helm, 1980, s. 310 7 Haziran 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi..
  87. "Koçgiri İsyanı".
  88. Kappelman, Michael A. (2013). Parallel campaigns: The British in Mesopotamia, 1914-1920 and the United States in Iraq, 2003-2004 (PDF) (tez) (İngilizce). Kansas: Oklahoma Üniversitesi. s. 53. 11 Mayıs 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 13 Haziran 2026. insurgent rising at Tal Afar, a Turkmen village in the northwest Mosul vilayet, was the single deadliest incident since the end of the [first world] war. . . In all, 16 British soldiers, including two officers, were dead.
  89. Saral, Ahmet Hulki (2009). Kaptan, Atike; Keskin, Alev (Ed.). Türk İstiklal Harbi Güney Cephesi (PDF). Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları. 4. Genelkurmay Basımevi. s. 298. ISBN 978-975-409-561-6. 21 Şubat 2025 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Haziran 2026.
  90. Sluglett, Peter (1976). "The Kurdish Problem and the Mosul Boundary: 1918-1925". Ithaca. ss. 116-125. 17 Eylül 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Haziran 2026.
  91. Türkmen, Zekeriya (2020). Şefik Özdemir Bey'in Revandiz Harekâtı, Atatürk Ansiklopedisi.
  92. McCarthy, Justin (1995), Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821-1922, Darwin Press, ISBN 9780878500949, 26 Mayıs 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi21 Mayıs 2011
  93. Karpat, Kemal H. (1997). "Book Reviews: Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821-1922 by Justin McCarthy". The International Migration Review. Sage Publications, Inc. 31 (2): 472. doi:10.2307/2547230. ISSN 0197-9183. The Greek invasion of western Anatolia from 1919 to 1922 caused the death of approximately 640,000 Muslims and produced 860,000 refugees ...
  94. Ergene, Boğaç A. (1997). "Book Reviews: Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims, 1821-1922 by Justin McCarthy". Turkish Studies Association Bulletin. Indiana University Press. 21 (2): 63. JSTOR 43385387. From 1919 to 1922, about 640,000 Muslims died in the region.
  95. Rumel, Rudolph, Turkish Democide 19 Kasım 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., Power Kills, Lines 363 & 382. University of Hawai'i.
  96. Dadrian, Vahakn N. (2003). The history of the Armenian genocide : ethnic conflict from the Balkans to Anatolia to the Caucasus. 4th rev. ed. New York: Berghahn Books. ss. 360-361. ISBN 1-57181-666-6. OCLC 702181955.
  97. Özdalga, Elizabeth. The last dragoman: the Swedish orientalist Johannes Kolmodin as scholar, activist and diplomat (2006), Swedish Research Institute in Istanbul, p. 63.
  98. Özdalga, Elizabeth. "The Last Dragoman: the Swedish Orientalist Johannes Kolmodin as Scholar, Activist and Diplomat (2006), Swedish Research Institute in Istanbul, p. 63".
  99. Várdy, Béla (2003). Ethnic Cleansing in Twentieth-Century Europe. Social Science Monographs. p. 190. ISBN 9780880339957. Erişim tarihi: 6 Ocak 2019.
  100. Toynbee, Arnold. "Toynbee, Arnold (6 April 1922) [9 March 1922], "Letter", The Times, Turkey".
  101. Loder Park, U.S. Vice-Consul James. "Smyrna, 11 April 1923. US archives US767.68116/34".
  102. HG, Howell. "Report on the Nationalist Offensive in Anatolia, Istanbul: The Inter-Allied commission proceeding to Bourssa, F.O. 371-7898, no. E10383.(15 September 1922)".
  103. 1 2 3 4 Jowett, S. Philip, Kurtuluş Savaşı’nda Ordular 1919-22, çev. Emir Yener, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2015.
  104. 1 2 Toreli, Turkmen (1 Mayıs 2012). "Trakya'nın isgali ve Yunan Mezalimi (1919-1922)". Tarih Araştırmaları Dergisi. 31 (51): 237-252. doi:10.1501/Tarar_0000000515. ISSN 1015-1826. 11 Mayıs 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi11 Mayıs 2022.
  105. 1 2 McCarthy, J. (1995). Death and Exile: The Ethnic Cleansing of Ottoman Muslims 1821-1922. Darwin Press.
  106. 1 2 Mango, A. (1999). Ataturk: The Biography of the founder of Modern Turkey. Peter Mayer Publishers.
  107. 1 2 Başak, Tolga (2 Nisan 2018). "Doğu Anadolu ve Kafkasya'da Ermeniler Tarafından Türklere Karşı Yapılan Etnik Temizlik Hareketlerinin İngiliz Belgelerine Yansıyan Yüzü (1918-1919)". Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi. 10 (45): 29-65. ISSN 1300-9389. 11 Mayıs 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi11 Mayıs 2022.
  108. İzmir İşgali Olayının Trakya'daki Tepkileri 27 Mayıs 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Güner, Z . (1993).
  109. On yıllık harbin kadrosu 1912-1922: Balkan-Birinci Dünya ve İstiklal Harbi 27 Mayıs 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Görgülü, İsmet (1990)
  110. Özüçetin, Yaşar (20 Eylül 2004). "Millî Mücadele İçerisinde "19 Mayıs 1919"" (PDF). Ahi Evran Üniversitesi. 10 Aralık 2012 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 23 Ağustos 2011.
  111. Baykal, Bekir Sitki (1973). "Mütareke Devrinde Mustafa Kemal Paşaya Ait İki Belge". Belleten. 37 (148): 451-456. ISSN 0041-4255. 27 Ağustos 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi18 Eylül 2023.
  112. Hakan Özçelik, Mustafa Güneş (2016). "Atatürk'e Verilen Ad Ve Unvanlar İle Ona Yakıştırılan Sıfatlar". makale. DergiPark. ss. 6-7. 27 Ağustos 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi18 Eylül 2023.
  113. Meral Balcı (2 Nisan 2019). "İNGİLİZ GENERAL ALLENBY'NİN FİLİSTİN VE SURİYE'DEKİ FAALİYETLERİ". derleme makalesi. DergiPark. s. 7. 15 Şubat 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi18 Eylül 2023.
  114. "MONDROS MÜTAREKESİ - TDV İslâm Ansiklopedisi". TDV İslam Ansiklopedisi. 23 Eylül 2019 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mart 2021.
  115. 1 2 3 Zekeriya Türkmen İstanbul’un İşgali ve İşgal Dönemindeki Uygulamalar (13 Kasım 1918-16 Mart 1920) 10 Aralık 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 53, Cilt: XVIII, Temmuz 2002
  116. Orhan Turan (31 Ağustos 2018). "İngiliz Arşiv Belgelerine Göre Yunan Ordusu'nun İzmir'e Çıkması Ve İşgale İlişkin Tanıklıklar". Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi. DergiPark. s. 22. 9 Kasım 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi17 Eylül 2023.
  117. "Batı Anadolu'da Yunan İşgali (1919–1922)" (PDF). doktora tezi (T. C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI bas.). İzmir Kent Arşivi ve Müzesi. 2011. s. 148. 19 Nisan 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF)17 Eylül 2023.
  118. Nilüfer Erdem (2009). "YUNAN TARİHÇİLİĞİNİN GÖZÜYLE ANADOLU HAREKATI 1919-1923" (PDF). doktora tezi. İzmir Kent Arşivi ve Müzesi. ss. 161 - 179. 23 Ekim 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF)17 Eylül 2023.
  119. "Temsil Heyetinin 16 Mart 1920 Tarihli Genelgesi". 22 Haziran 2002 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Haziran 2002.
  120. "kaynak" (PDF). 26 Eylül 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi (PDF). Erişim tarihi: 24 Ekim 2022.
  121. İSTİKLÂL HARBİ'NİN ANA HATLARI 14 Ağustos 2008 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. Türk Tarih Kurumu
  122. "Tarihçi Cezmi Yurtsever". 5 Nisan 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Temmuz 2013.
  123. Tejel Gorgas, Jordi (2008). "Urban Mobilization in Iraqi Kurdistan during the British Mandate: Sulaimaniya 1918–30" [İngiliz Mandalığı Altındaki Irak Kürdistanında kentsel mobilizasyon: 1918-1930 arasında Süleymaniye]. Middle Eastern Studies (İngilizce). Taylor & Francis. 44 (4): 537-552. doi:10.1080/00263200802120608. ISSN 0026-3206. JSTOR 4026259430 Ağustos 2026. Geçersiz |ölü-url=active (yardım)
  124. Çiçek, Rahmi. "İzmir'in Kurtuluşunun Anadolu Basınındaki Yansımaları 319" (PDF). International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Cil 9/4 Bahar 2014. 16 Eylül 2016 tarihinde kaynağından (PDF) arşivlendi. Erişim tarihi: 14 Haziran 2026.
  125. "İşgal Kuvvetlerinde Ek Donanma ve Birlikler". 18 Ekim 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Eylül 2015.
  126. "İzmir'in Kurtuluşundan 19 Gün Sonra Gönderilen 12 ABD Gemisi". 3 Aralık 2018 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 10 Eylül 2015.
  127. TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 25, sayfa: 380
  128. TDV İslam Ansiklopedisi, cilt: 33, sayfa: 354
  129. Full text of the Treaty of Lausanne (1923) 12 Ocak 2013 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., (Türkçe)
  130. Antlaşmanın 28. maddesi: "Tarafeyn-i Aliyeyn-i âkideyn Türkiye'de Kapitülâsyonların kâffe-i nokta-ı nazardan tamamen ilgasını her biri kendisine taallûku cihetinden kabul ettiklerini beyan ederler."
  131. 29 Mayıs 2020 tarihli 7 Haziran 2020 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. soL Haber Portalı haberi, 29 Mayıs 2020 tarihinde erişilmiştir
  132. Pakman, Bülent (Aralık 2015). "Kurtuluş Savaşına Sovyet Yardımı". 22 Temmuz 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 9 Temmuz 2017.
  133. Yüceer, Nasır (2002). Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Ordusu'nun Azerbaycan ve Dağıstan Harekâtı. Ankara: Gnkur. Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı yayınları. s. 44. ISBN 9789754090758. 22 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Ağustos 2017.
  134. 1 2 Yerasimos, Stefanos (2000). Kurtuluş Savaşı'nda Türk-Sovyet İlişkileri. İstanbul. ss. 150-151.
  135. 1 2 Karabekir, Kâzım (1988). İstiklâl Harbimiz. İstanbul. s. 799.
  136. Atakan, Rauf (1988). "Türk İstiklâl Harbinde İdarî Faaliyetler ve Lojistik". Askeri Tarih Bülteni, 25. Ankara. s. 104.
  137. Aslan, Yavuz (2002). "Bolşeviklerle İlişki Kurmak Amacıyla Oluşturulan Bir Siyasi Kuruluş: Türk Komünist Fırkası (1920)". Türk Kültürü İncelemeleri Dergisi, 6. İstanbul. s. 45.
  138. Cebesoy, Ali Fuat (1982). Moskova Hatıraları. Ankara. ss. 177, 428, 452.
  139. Çalışkan, Ülkü (2006). "Türk Kurtuluş Savaşında Sovyet Rusya'nın Malî ve Askerî Yardımları". Karadeniz Araştırmaları, 9. ss. 36-42. 8 Ağustos 2017 tarihinde kaynağından arşivlendi22 Ağustos 2017.
  140. TBMM Gizli Celse Zabıtları I. İstanbul. 1999. ss. 72,73.
  141. Kaymak, Erol. Sultan Galiyev ve Sömürgeler Enternasyonali. s. 78.
  142. Benhür, Çağatay. "1920'li Yıllarda Türk-Sovyet İlişkileri: Kronolojik Bir Çalışma". Türkiyat Araştırmaları Dergisi. s. 279.
  143. Mütercimler, Erol (1992). Kurtuluş Savaşı'nda Denizden Gelen Destek Sovyetler Birliği'nden Alınan Yardımlar Kuva-yı Milliye Donanması. İstanbul. ss. 110-112.
  144. 1 2 Armaoğlu, Fahir (1975). Siyasi Tarih 1789-1960. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi yayınları. s. 634. 13 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Ağustos 2017.
  145. Çukurova, Bülent (1994). Kurtuluş Savaşı'nda Haber Alma ve Yeraltı Çalışmaları. Ankara: Ardıç Yayınları. s. 81. ISBN 9789757902164. 13 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Ağustos 2017.
  146. Göktaş, Faysal (7 Mart 2014). "Türkiye Kurtuluş Savaşı'nda S.S.C.B yardımları". Sol.org.tr/. 25 Aralık 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Temmuz 2017.
  147. Müderrisoğlu, Alptekin (1990). Kurtuluş Savaşı'nın Malî Kaynakları. II. Ankara. ss. 522-523.
  148. "Rusya Federasyonu Türkiye Büyükelçiliği internet sitesi". Rusya Federasyonu'nun Türkiye Büyükelçiliği. 9 Aralık 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 8 Temmuz 2017.
  149. Ataşer, Rıfkı (2003). Milli Mücadele Döneminde Sovyet Yardımı ve Türk-Rus İlişkilerinde Kafkasya'nın Yeri. Ankara. ss. 530-531.
  150. Aydın, Mesut (1992). Milli Mücadele Döneminde TBMM Hükümeti Tarafından İstanbul'da Kurulan Gizli Gruplar ve Faaliyetleri. İstanbul: Boğaziçi Yayınları. s. 267. ISBN 9789754510737. 22 Haziran 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 22 Ağustos 2017.
  151. Erol Ululeben, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, 2009, s. 236
  152. Turgut Özakman, Şu Çılgın Türkler (115th edition, September 2005), sayfa 23: Sevr Antlaşması'nı ve tabii Üçlü Anlaşma'yı milliyetçilere silah zoruyla kabul ettirmek görevi, İngilizlerin aracılığıyla Yunan ordusuna önerilir, o da kabul eder. Yunan hükûmeti, bu hizmetine karşılık, İzmir ve Doğu Trakya'dan başka, İstanbul'un da Yunanistan'a verileceği ümidine kapılır. Fakat beklenilmeyen bir olay Yunanistan'ı karıştıracaktır. Kral Aleksandros ölür. Venizelos, Konstantin'in tahta geri dönmesini engellemek için seçimleri yenilemeye karar verir ve seçime "ya Konstantin, ya ben!" sloganıyla girer. Halk Konstantin'i ve onu destekleyen partiyi seçer. Venizelos yurtdışına kaçar. Vaktiyle Konstantin'in devrilmesine yardım etmiş olan Fransız hükûmeti, Konstantin'e ve muhalefete oy veren Yunan halkına kızar ve yeni iktidara karşı tavır alır. İngilizler de tedirgin olurlar ama tavır almak için beklemeyi tercih ederler. Venizelos'un sürgüne yolladığı, hapse attırdığı siviller ve askerler, tıpkı Hürriyet ve İtilaf Partililer gibi, iktidar özlemi ve kinle tutuşmuş bir halde yeniden sahnede boy gösterirler. Kralcı General Papulas, Anadolu'daki Yunan ordusunun komutanlığa atanır. İktidar, Anadolu'yu boşalttığı takdirde, Yunanistan'ın Fransa ve İtalya'dan sonra, İngiltere'nin de desteğini kaybedip yalnız kalacağını anlar; azdırdıkları Anadolu Rumlarını yazgılarıyla baş başa bırakmayı da göze alamaz. Sonunda Venizelos'un yayılmacı politikasını ve İngilizlerin askeri olmayı kabul eder. Bu sebeple Anadolu olaylarını iyi bilen bazı Venizeloscu komutanlara dokunmaz.
  153. 1 2 Jensen, P. Kincaid (2009). "The Greco-Turkish war, 1920–1922" [Yunan-Türk savaşı, 1920-1922]. International Journal of Middle East Studies (İngilizce). 10 (4): 553-565. doi:10.1017/S0020743800051333. 20 Haziran 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi19 Haziran 2026. s. 557: "The war-weary French and Italians took the opportunity to informally liquidate their military commitments to the Greeks, leaving the British as the sole investor in this venture of questionable profit."
  154. Steiner, Zara (2005). The lights that failed : European international history, 1919-1933. Oxford: Oxford University Press. ISBN 978-0-19-151881-2. OCLC 86068902. 26 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Haziran 2026.
  155. MacMillan, Margaret (2001). Peacemakers : the Paris Conference of 1919 and its attempt to end war. Londra: J. Murray. ISBN 0-7195-5939-1. OCLC 48871674.
  156. Friedman, Isaiah (2012). British Miscalculations: The Rise of Muslim Nationalism, 1918–1925. Transaction Publishers. ISBN 978-1-4128-4710-0.
  157. Friedman 2012, ss. 238 & 248.
  158. Smith, Michael Llewellyn (1999) [London: Allen Lane, 1973], Ionian Vision: Greece in Asia Minor, 1919–1922, Ann Arbor: University of Michigan Press, ISBN 978-0-472-08569-9, s. 207.
  159. Bilal Şimşir, Sakarya'dan İzmir'e, ss. 160, 197, 198
  160. Avcıoğlu, Doğan. Milli Kurtuluş Tarihi, 1979, s. 162.
  161. Friedman 2012, s. 291.
  162. 1 2 Friedman 2012, ss. 291-292.
  163. 1 2 "KEMAL LAUGHS AT BRITAIN; Sends Thanks for 40,000 Rifles the Armenians Surrendered". 6 Ocak 1921. 26 Nisan 2024 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 20 Haziran 2026 NYTimes.com vasıtasıyla.
  164. 1 2 Jowett, Philip (2015). Armies of the Greek-Turkish War, 1919-22 [Yunan-Türk Savaşının Orduları, 1919-22] (İngilizce). Bloomsbury Publishing. s. 22. ISBN 9781472806857. Erişim tarihi: 20 Haziran 2026.
  165. Kissane 2022, s. 561: "10.000 copies of the fatwa were issued, with some distributed by British ... and British armoured cars".
  166. Kissane 2022, s. 462: "the Sultan referred to some of the rebels as ‘the Loyalist Army’ and also launched the Army of the Caliphate (Hilafet Ordusu), a force that consisted of around 4000 men".
  167. Ayten Dirier, Kuvayı İnzibatiye / Hilâfet Ordusu 14 Ocak 2026 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., 2021. Cilt 8, Sayı 3, ss. 968-983.
  168. Boyar, Ebru (2009). "Savaş ve Basın : Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı ve İngiliz the Times Gazetesi (1919-1922)". ODTÜ Gelişme Dergisi. 36 (2): 291-324. 9 Ekim 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi11 Mayıs 2022.
  169. Özkaya, Yücel (1 Temmuz 1985). "Millî Mücadele Başlangıcında Basın ve Mustafa Kemal Paşa'nın Basınla İlişkileri". Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi. 1 (3): 871-912. ISSN 1011-727X. 11 Mayıs 2022 tarihinde kaynağından arşivlendi11 Mayıs 2022.
  170. Erickson, Edward J. (2021). The Turkish War of Independence : A military History, 1919-1923 [Türk Kurtuluş Savaşı : Bir askerî tarih, 1919-1923] (kitap) (İngilizce) (ABC-CLIO bas.). ABD: Bloomsbury Publishing. ss. xv-xvi. ISBN 9781440878428. 28 Temmuz 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026. Starting in November 1918, foreign powers—Britain, France, Italy, Greece, and Armenia—occupied significant parts of Anatolia and Thrace, leaving the rump Ottoman state with only the city of Istanbul and Mustafa Kemal’s Nationalists with only the Anatolian plateau. In the beginning stages of the war, nonstate secret societies organized to smuggle arms and equipment out of the areas of Allied occupation. Then the Nationalists defied the Ottoman government and declared a national movement dedicated to freeing the Anatolian heartland from foreign occupation. The Ottoman Army was largely persuaded to abandon its own government and join the Nationalists. In the Aegean littoral against the Greeks and in eastern Anatolia against the Armenians, the Nationalists raised conventional armies from the detritus of defeat to fight large-scale, multifront conventional wars. As the fighting intensified against the French occupation of Cilicia (south-central Anatolia), the hard-pressed Nationalists responded with irregular and militia groups. Moreover, they had to contend simultaneously with dozens of uprisings and rebellions as tribal entities, ethnic minorities, and political groups sought autonomy and independence. As the war progressed, Kemal used his growing military strength to deter the British and French in the 1922 Chanak Crisis. Kemal and the Nationalists fought overlapping and simultaneous wars of differing types in the period 1918–1923. Using contemporary twenty-first century military terminology, these overlapping conflicts can be characterized as hybrid warfare. In 2020, NATO defines a “hybrid threat” as a combination of threats that are military and nonmilitary and employ covert and overt means, including disinformation, cyberattacks, economic pressure, and deployment of irregular armed groups in coordination with the use of regular forces.3 NATO further adds the idea of blending the activities of deniable forces (volunteers who are sometimes called “green men” today) and nonstate actors into the hybrid mix as well. The concept of hybrid warfare, therefore, might be identified as the simultaneous accretion and employment of many forms of warfare. The difficulty of responding effectively to hybrid threats cannot be overstated. This was the situation confronting Kemal and the Nationalists in 1919. Retrofitting this modern concept into the world as it existed in 1919–1923, we might consider that Kemal’s Nationalists simultaneously waged conventional wars against the Greeks and Armenians, irregular and conventional war against the French, counterinsurgency campaigns against their own citizens, a civil war and rebellion against the Ottoman government in Istanbul. Moreover, the Nationalists conducted deterrence operations against the British and French in the straits region, information warfare (mostly propaganda) against the Allied occupation forces and the sultan, arms smuggling by secret societies, resistance to economic blockade and the occupation of strategic points, cooperative diplomacy to gain the support of nonstate actors such as the early Bolsheviks, and nation-building activities to restore military capability and capacity. Lastly, an elegant solution to the problem of defining these overlapping wars is a phrase originated by Professor Konstantinos Travlos characterizing the Turkish War of Independence as a 'war made of wars.'
  171. Erickson, Edward J. (2021). The Turkish War of Independence : A military History, 1919-1923 [Türk Kurtuluş Savaşı : Bir askerî tarih, 1919-1923] (kitap) (İngilizce) (ABC-CLIO bas.). ABD: Bloomsbury Publishing. ss. xv-xvi. ISBN 9781440878428. 28 Temmuz 2026 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 29 Temmuz 2026. Lastly, an elegant solution to the problem of defining these overlapping wars is a phrase originated by Professor Konstantinos Travlos characterizing the Turkish War of Independence as a 'war made of wars.'
  172. Krzak, Andrzej (2023). "The Greco-Turkish War of 1919–1922: Causes, Course, Effects". Studia Środkowoeuropejskie i Bałkanistyczne. Częstochowa: Jan Dlugosz Üniversitesi. 32 (1): 65-87. doi:10.4467/2543733XSSB.23.004.1843030 Ağustos 2026. This conflict indelibly altered the geopolitical dynamics of the region. The Greek defeat led to the signing of a peace treaty that favored the emerging Turkish state. The 1923 Treaty had profound and lasting implications. Firstly, it marked the end of the military confrontation and effectively quashed the Megali Idea. Secondly, the Ottoman Empire disintegrated, leading to the rise of the Republic of Turkey, which, under the stewardship of Kemal Pasha Atatürk, underwent transformative reforms to become a regional power. Thirdly, it instigated an unprecedented population exchange between Greece and Turkey, the repercussions of which resonated in Greece until the 1960s. Fourthly, it settled the matter of the Turkish Straits, opening them for maritime traffic. The regulations governing this sea passage were later defined in the Montreux Convention of 1936, which remains applicable today. Fifthly, even though relations between the warring parties have normalized (the Greek-Turkish conflict should be considered frozen), for almost 100 years since the end of the war, crises between the two states continue to occur, even though both Turkey and Greece are members of NATO.The war brought about significant shifts (overlooked at the time) in military strategies, contrasting with practices from the Great War. This was not a trench warfare but one characterized by extensive maneuvers across the vast expanse of Anatolia. In a challenging environment marked by rugged terrain, extreme climate, lack of communication routes and transport infrastructure, and limited economic and food resources, both sides grappled with additional obstacles. The Greco-Turkish war presaged a total war where civilians faced atrocities from adversaries. Furthermore, the Turkish resistance, by engaging significant portions of the Greek army through large-scale irregular tactics, played a pivotal role in the Kemalist’s military triumph. Bilinmeyen parametre |author-orcid= görmezden gelindi (yardım)
  173. Nikpur Cabbarlı (2009). Abay Dağlının mühacirət dövrü yaradıcılığı. Bakü: Elm nəşriyyatı. s. 23. ISBN 978-9952-453-34-8. 3 Mayıs 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 15 Mayıs 2023.
  174. "TRT Haber, Erişim: 13.11.2008". 15 Kasım 2008 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 13 Kasım 2008.

Dış bağlantılar

[değiştir | kaynağı değiştir]